24.01.2014

Yılı Yarıladık Bile!

Şu zaman gerçekten de çok hızlı geçiyor. Daha liseye ilk gittiğim gün dün gibi aklımda. Okullar açılmadan 1 gün önce başlamıştım telaşlanmaya.. Acaba ne renk külotlu çorap giysem diye düşünüyodum. Beyaz giydim. Bakın siz siz olun lisede sakın beyaz külotluçorap giymeyin! Beyaz melek diye alay ediyolar sonra.
Mal gibi beyaz külotlu çorapla okula gidince gözlerimi radar gibi açtım tabi. Beyaz külotlu çorap giyen büyük sınıflar aradım. 1-2 kişi ya vardı ya yoktu :( Sakın beyaz külotlu çorap giymeyin!!
Bi de çok iyi hatırlıyorum lisenin ilk gününde bi kız önümde bayılmıştı. Ben arkadaşları itti ,düştü sandım ama kız bayılmıştı. Ellerini yumruk yapıp sıkmıştı. Arkadaşları açmaya çalışmıştı. Çok iyi hatırlıyorum.. (Ne çok sıkmıştı dedim ben?)

Zaman su gibi akıp geçti ve sonunda 1 dönemi bitirdik. Ama karne almamız çok değişik oldu. İstiklal Marşını okuduk sonra hocalar ellerinde karneyle geldiler bahçede karneyi dağıttılar. Bizim hocaya bakıyoruz yok. Bi de İstiklal Marşı okunmadan önce bi hoca duyuru yapmıştı. 9/B sınıfı karnesini Xxxx hocadan alacak diye. O an 9 B mi yoksa 9 D mi dediğini tam algılayamadığımız için ve Sayın Xxxx hocayı tanımadığımız için mal gibi dolandık. Diğer hocalara soruyoruz görmüşler bizim hocayı. En son müdür yardımcısına gittik. Çağırmaya gitti hocayı. Bekliyoruz bekliyoruz o da gelmiyo. Müdür yardımcısı da gitti. Neyseki kimyacıyı gördük. Hocayı aradı ,hoca geldi. Tabi bizim hoca geldiğinde okulun yarısından çoğu boşalmıştı. Okulda bi tek bizim sınıf ve 5-10 kişi vardı. Nine ve Directioner takdir aldı!! Benimde dahil olduğum 11 kişi teşekkür aldı. Gerisi ise düz geçti.

Sonraa herkes gitti bi yerlere. Tiyatrocuyla ben sap gibi kaldım. Okulda bi tek ikimiz varız. Sonra Sarı da geldi. Sarı karnesini aldı. Bizde dedik hadi gidip karnemizi Atatürk'e gösterelim. Anıtkabir'e gittik. Millet kafeye ,7. caddeye ,kızılaya gider. Biz en iyisini yaptık. Ata'yı ziyaret ettik. Bir sürü ama bir sürü fotoğraf çekindik. Lan bizi gören oraya fotoğraf çekinmeye gittik sanar. O derece. Yürüyoruz ,konuşuyoruz. Tiyatrocu telefonu kaldırıyo fotoğraf çekmek için hemen o anda pozumuzu veriyoruz ,sonra kaldığımız yerden devam.


Veee her Türk'ün yaptığını yaptım! Anıtkabir'e bilmem kaçıncı gidişimdi ama ilk defa bugün askerle fotoğraf çekindim! Ama çekinicem ya nasıl utanıyorum nasıl utanıyorum sormayın. Gidiyim mi yanına diye soruyorum bizimkilere. Git diyee beni itiyolar. En son geçtim askerin yanına. Askerde gülüyo halimize. Ama sırıtıyo böyle. Anıtkabir'deki asker kahkaha atacak değil tabi. Nasıl öyle duruyolar şaşıyorum. Ben bizim milleti görsem gülmekten yerden kalkmam. Valla askerlerimizi tebrik ediyorum. Allah onları korusun. Neyse asıl konuma dönüyüm. Askerle fotoğraf çekinicem bunlar beni karacının yanına itti. Karşımda havacı duruyo. Havacıları her zaman daha çok sevmişimdir. Bi ara hava subayı olmayı düşünmedim değil.. Neyse işte önce karacının yanına geçtim. Ama kalbim geçen o balığı gördüğüm gün ki gibi atıyo. Hatta daha şiddetli. Askerle aramızda da o kadar mesafe var ki görmeniz lazım. Tiyatrocuyla Sarı biraz yaklaş diyo. Mıy mıy yaklaşıyorum. Fotoğraflara bakınca fark ettim ki gerçekten çok mesafe bırakmışım. Ama o çekindiğim anda sanki askerin dibindeymiş gibi hissetmiştim. Tiyatrocuyla Sarı da alay ediyo!

''Aranızdan uçak kalkacak''
''Biraz daha yaklaşırsan asker seni vurmaz merak etme.''
''Sen askerden daha dik duruyosun''

..

Tiyatrocu acıktığı için Anıtkabir de ki kafeye gittik. Ama hani böyle Anıtkabir'e girmeden ,merdivenlerin orda bi kafe var ya oraya girdik. Diğer ,müzenin içinden girilen yere yokk!! Tövbe ettim girmiycem oraya! O kadar paramı yedi o makine!! (Bu yazıda Anıtkabir resminin altındaki yazıyı okuyun )

Kafeye oturduk  ,Tiyatrocu ve ben puding aldık. Yalnız gidiyoruz adamın yanına 2 tane puding diyoruz. ''Puding derken supangle mi?'' diyo. He mal he! Git anana da supangle de ,dua etmeye başlar geri zekalı! Supangleymiş! Bildiğin çikolatalı puding lan işte! Sinirlendirdi orda beni. Neyse oturduk bi masaya(tabi masaya oturmadık. masanın etrafındaki sandalyelere oturduk.) İşte açıcaz PUDİNGLERİ. Açamıyoruz. O tutup kaldırılan yeri çekerken ikimizde kopardık. PUDİNG kaldı önümüzde. Bende kaşığın arkasıyla deldim ,açtım. Tiyatrocunun PUDİNGİNİ de Sarı açtı. Yemeye başladık. Yalnız yerken Seda Sayan'ı ,Esra Erol'u ve Müge Anlı'yı konuşuyoruz!

Ben gelinleri tutuyorum sen? ,
geçen şunu izledin mi?
Adamın biri Esra Erolda bi kadınla evlendi ,2 hafta sonra kadın onu dolandırıp parasını alıp kaçmış adam geri çıkmış programa gördün mü?.

Anıtkabir'de değil gündeyiz mübarek! Böyle konuşuyoruz konuşuyoruz. Ben yaa tamam Anıtkabirdeyiz. diyorum. Ama bunu gün boyunca çok sık söyledim. Tiyatrocu ya da Sarı lan bile dese ''Yaaeee tamam Anıtkabir'deyiz'' diyorum. Artık onlar da bıkmıştı. Haa bi de ayrıca şunu söyleyim ;Sakın PUDİNGİN yanında karışık meyve suyu içmeyin.!

PUDİNGLERİ yedikten sonra müzeleri gezdik. Kendime anahtarlık ve 2 tane Atatürk çıkartması aldım. Yalnız her gördüğüm şeyde aaa bunu da alıyım diyorum. Gören beni çok zengin sanır. Ama cebimde 10tl. var. Yine de aldım bişeyler ve bence güzel oldu. Bugünün anısı olur. Anı defteri yazdım (birazdan paylaşıcam) ,Atatürkle fotoğraf çekindim. Bi de çok az kişi olduğu çok daha iyi gezdim müzeyi. Her şeyin önünde durup yarım saat fikirlerimizi söyledik. Bi de şey yapmışlar 10 Kasım 2013 de Anıtkabir'de fotoğraflar çekmişler sergi gibi koymuşlar. O kalabalıkta beni ve Tiyatrocunun sevdiği çocuk olan Bart'ı aradık.(Kendi aramızda ona bart diyoruz.) Ne geri zekalıyız. O kalabalıkta bit gibi çıkmışızdır. Yarım saat aradık. Tabi ki bulamadık. Gezmeye devam ettik. Haaa bi de giderken şimdi böyle duvarlar taştan falan ya dalga geçiyoruz. Tiyatrocu başlattı. ''Saray gibi değil mi burası? Yani yanlış anlamayın ,mimari olarak baksanıza'' dedi. Gerçektende öyle. Kendimizi sarayda yürüyo gibi hissettik. Tiyatrocu Mahidevran oldu ,Sarı elbette Hürrem oldu. Beni Valide Sultan yaptılar ama itiraz ettim. Hatice Sultan oldum bende. Hani Pargalı'nın karısıyaa. (Okan Yalabık hastasıyımdır.) Geri zekalı gibi kendimizi role kaptırdık bi de onunla ilgili konuştuk. Ben ortada olcam sen şurda diye kavga ettik. Gülfem Kanuni'nin karısı mı diye tartıştık. Eğlendik yani. :))

Bizim Sarı Zonguldak'tan buraya gelmiş. 8. sınıfı falan burda okumuş ama hiç Anıtkabir'e gitmemişti. 29 Ekim de ve 27 Aralık'ta gitti. Ama hiç birinde de Aslanlı yolu göremedi garibim. Bizde bize baya bi uzak olduğu için ordan giremedik. Ama en son çıkarken Aslanlı yolun sonuna kadar gidip geri döndük. Tabi yine her Türk gibi aslanlarla fotoğraf çekindik. Sarı da bunlar aslana benzemiyo diyo. Mal.
Aslanlarla fotoğraf çekinmemiz tam komediydi. Sarıyla birlikte düğün fotoğrafı çekiniyo gibi yaptık. Kolumuzu aslanların kafasına koyduk ,birbirimize baktık. Tabi 5sn den daha uzun süre bakamadığımız için fotoğraflara hep gülerken çıktık.
Son olarak geldiğimiz kapıdan çıktık ,ben sıhhıyeye gittim onlar durağa doğru gitti. Ama gerçektende çok güzel bir gün yaşadım.

Bu güzel gün için Tiyatrocu ya ve Sarı'ya sonsuz teşekkürlerr..
Tatil boyunca birbirimizi göremeyecek olmak çok acı ,onlarla gülmeyi çok seviyorum ben.

Anı defterine yazdığım;


İnsan o anda defteri yazarken çok heyecanlanıyor.
Arkamda görevli olmasaydı 19 Mayısta yazdığıma bakacaktım ama yapamadım :(

2 yorum:

  1. Anıtkabir'e gitmen, böyle Atatürkçü olman falan hoş ya cidden. gençliğin yani bizim böyle olmamız gereken, Ata'mızın bize emanetine sahip çıkmamız gereken zamanlardayız.

    Ve söylemeden geçemiycem.
    Tabi ya beyaz çorap giyilir mi :D bence renkli de giyilmez aslında, sizin okul formanızı bilmiyorum ama. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ee tabi cumhuriyetin koruyucularıyız :)

      Yaa bunu o zaman niye söylemedin :((( İlk okul bebesi gibi gittim okulaa ühühühühü :((
      Amaa yoookk o ilk günden sonra aklım başıma geldi ,uğraşmıyorum artık öyle ne renk giysem ne yapsam diye. Pantolon giyiyorum :D

      Ayyy valla söylerdim formayı ama Bahçeli dedim Anıtkabir dedim. Valla tanıyan biri çıkar diye ödüm kopuyor :D Kusura bakma :)

      Sil