12 Mart 2014

Yazmadığım günler ,geçen ömürler ,giden Berkin'ler..


Yeniden yazmak harika bir duygu. Sonra yazarım sonra yazarım diye ata ata ,biriktire biriktire doldum taştım. Söylemek ,anlatmak istediğim çok şey var. En önemlisiyle başlayım;
Şimdi eminim herkes bana maymun iştahlı diyodur ,çünkü blogu açtığımdan bu yana tam 3 isim değiştirdim. Bi öyle oldum bi şöyle oldum oldum da oldum. Ama en son Güneş'te karar kıldım. Neden Güneş? diyecekseniz hemen söyleyim ;öyle istedim. Dün aklıma geldi; Şimdi ilerde ben ölsem ,bu blogu bulsalar ,yazdıklarımı görseler ,anıma kitap yapmak isteseler kaJJu ne lan? Ne anlamı var? Kajunun değiştirilmiş hali. Hayır şöyle 90-60-90 ,fıstık gibi bişey olsam neyse, kaju fıstığı ,fıstık falan alaka olur belki de söz konusu benim sonuçta. Sonra kendi ismimi düşünmeye başladım. İsmimin anlamı ay. Yani gibi ay sayılır. Dolaylı olaraktan. Her neyse işte dedim anlamı hiç güzel değil. Şimdi kulağa ay güzel geliyor olabilir ama bir düşünün ay nedir diye? Güneş'in aydınlattığı ,sarı-turuncu-kırmızı gibi renkleri olan(o rengi veren de güneş tabii) bi gök cismi. Dedim kendi kendime; Ben neden bir güneş tarafından aydınlatılıyım? Eğer bir güneş olacaksa o güneş ben olmalıyım. Ben aydınlatmalıyım.! ve blogumun adını güneşyazıyo olarak değiştirdim. güneşyazıyor yapacaktım ama olmadı. Neyse böyle daha içten zaten.

Blogda daha önce bir yazıda yazmıştım hatırlamıyorum hangi yazı olduğunu. Atatürk resminin olduğu bi defter aldım. Sırf Atatürk var diye almıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Ama artık günde yaptıklarımı yazıyorum kısaca. Böylece hatırlayıp bloguma yazabiliyorum. Hadi şimdi deftere yazdıklarımı anlatıyım;



15 Şubat 2014 Cumartesi

Bizim balkonda demir kapı var. Önce içerden tahta kapıyı açıyorsun ,sonra demir kapıyı açıyorsun. Hırsız girince taktırmıştık. İşte o gün patatesli makarna almak için mi ne balkona çıkacaktım. Annemle babam oturma odasındaydı. Gittim ,tahta kapıyı açtım. Bi baktım bi adam! Yani daha doğrusu babamın yeleği. Allah aşkına sanki evde yer yok gitmiş oraya asmış. Saat gecenin 11'i ! Böyle bakınca adam gibi duruyo. Bi korktum bi korktum ki sormayın. Sonra gülmeye başladım. Ama nasıl bi gülme. Sinirlerim bozuldu ,durumuma acıdım falan ,hani insan çok gülerse 1kg pirzola yemiş kadar oluyomuşya işte o gece en az 10 kilo pirzola yemişimdir.

17 Şubat 2014 Pazartesi

* Tiyatrocunun sevdiği oğlan ,yani Bart başkasıyla çıkmaya başladı.
*Mavi benimle ilgili bir tespit yaparak tespit dünyasında çığır açtı. Hani belki demişimdir saçımı tam tepeden bağlıyorum diye. Dememişsemde söyleyim; Ben her gün saçımı aynı model yaparım. İyice böyle en tepeden at kuyruğu yaparım. Ve Mavi'nin saçımla ilgili yaptığı tespit; ''Saçını at kuyruğu yapıpta gerçekten at kuyruğuna benzeten tek insan sensin!'' Çok gururlandım inanın(!) Tabi Tiyatrocu falan hemen dalgaya başladı; ''Şimdi saçın atın kuyruğuysa kafan şey mi oluyo?'' neyse biz oralara hiç girmeyelim geçiyim o bölümleri..
*Tiyatrocu blogu öğrendi! Daha doğrusu blog yazdığımı öğrendi. Neyse ki adresi bilmiyor. Ayyy keşke söylemez olaydım. Bütün hafta blogla ilgili soru sorup durdu.sonra bir gün benim telefonumda internette blogun olduğu sayfaya girdi. blogspot yazısını görüp  geri verdiğini söyledi ama pek inanmadım. Hatta bir kaç gün blogu kapattım ,sildim bir şeyler yaptım  ama geri açtım.
*Tiyatrocuyla aramızda şöyle bir diyalog geçti;
Tiyatrocu: Ben ilerde ,ünlü olunca Beyaz Show'a çıkıcam sende telefonla bağlan tamam mı?
Ben: Tamam ne diyim?
Tiyatrocu: Geri zekalı o zaman ünlü gazeteci Güneş olucan. A desen millet alkışlar.
Ben: Ben B diyim bayılsınlar o zaman.
İşte aramızda böyle saçma bir diyalog geçti. Ama ben uygularım. Yani ilerde biri Beyaz Show'a bağlanıpta B derse şaşırmayın. O benim!

18 Şubat 2014 Salı

Babamın teyzesi vefat etti. Çok üzüldüm. Beni çok severdi. Mekanı cennet olsun..

20 Şubat 2014 Perşembe

Bizim uyuz ,sümsük ,yerden bacaklı matematikçiyle kavga ettim. Uyuz karı! Bakın anlatıyım; Son iki dersimiz matematikti. İlk matematik dersini işledik ,hem matematiğin hem de günün son saatine girdik. Konumuz Fonksiyonlar. Hoca anlattı anlattı ,örnek çözdü ama anlamadım. Eh bilen bilir fonksiyon zor konu. Hoca anlattı ve sordu ''Anlamayan var mı?'' Kimse anlamamıştı zaten. Ama hiçbiri de cesaret edip söyleyemedi ,ben parmak kaldırdım ;''Hocam ben anlamadım'' dedim. ''Evde çalış o zaman'' dedi. Göt gibi kaldım. Lan mal ,lan salak madem anlatmıycan ne soruyon anlamayan var mı diye? Herkes güldü tabi hoca öyle diyince. Bende gülüp geçtim ama ne yalan söyleyim hocanın anlattığı diğer soruyu dinlemedim. Tiyatrocuyla konuştum. Evde çalışırım(!) diye. Göt karı! Anlamadığım şeyin nesine çalışacaksam? Neyse işte hoca anlattı ,sonra bana döndü çemkirmeye başladı ; ''Sen ,kızım sen. Zaten beni hiç dinlemiyosun ,sonrada anlamadım diyosun. Sabahtan beri arkandakiyle konuşuyosun. Tabi anlamazsın'' dedi. Dondum kaldım. ''Yoo hocam ben sizi dinledim ,ama doğru şimdi dinlemedim'' dedim. ''Sen beni hiç dinlemiyosun ki zaten'' dedi. ''Ya hocam dinledim! Siz evde çalış dedikten sonra dinlemedim! Diğer ,önceki soruları dinledim ama anlamadım.'' dedim. Hala dinlemedin diye diretiyo uyuz. ''hayır ,dinlemedin sen'' dedi. ''Dinlemiyorum o zaman'' dedim. Açtım kitap okumaya başladım. Ama öyle diyince bütün sınıf güldü. Atarlı ergen durumuna düştüm bildiğin. Ya ama sinir etti. Yalancı yerine koydu beni. Sinirlerim bozuldu. Gömüldüm sıraya ağlamaya başladım. Hoca boş bırakınca herkes yanıma geldi. Herkes beni teselli etmeye çalışıyo. Hakim ''Yaa Güneş boşver ,değmez. Kadın menapoza girmiş hala ders anlatıyo ,Menapozun yan etkileri bunlar'' diyo ,Biri geliyo başka bişey diyo falan en son çıktım sınıftan gittim tuvalete. Hoca sınıftan çıkana kadar orda bekledim. Beni çağırmış sümsük. Gitmedim tabi. Ne gitcem? Ertesi gün Hakim'den duydum; Hoca ''Bende üzüldüm ,o ağladı bende ağladım burda'' demiş. He kadın hee..

23 Şubat 2014 Pazar

Babamın teyzesi vefat ettiği için köye yas götürdük. Köy acayip kalabalıktı. Sanırım ilk defa o kadar çok iş yaptım. Sofraya yemek dağıt ,boşları topla ,bulaşıkları ,götür ,temizleri getir falan derken baya bi çalıştım. Köyden döndükten bir  kaç gün sonra da hastalandım.

27 Şubat 2014 Perşembe

Yeni gitarımı aldım. Jaklı gitar. Onunla konsere çıkacağım.

Bugün ise ,yani 12 Mart 2014 Çarşamba günü;

Bildiğiniz üzre dün Berkin Elvan'ı kaybettik. Okul olarak derin bir üzüntü içerisindeydik. Allah ailesine ,sevenlerine sabır versin. Ekmek alması için 269 gün önce bakkala yolladığın ,henüz 14 yaşında olan evladının 269 gün sonra tabutla evine dönmesinden daha çok bir şey acıtamaz bir annenin yüreğini.. Berkin Elvan için Türkiye yasta ,Allah hepimize sabır versin

Okulumuzda bugün Berkin Elvan için oturma eylemi vardı. Katılamadım ne yazık ki..

Bir de ayrıca bugün şişe çevirmece oynadık ve şunu gördüm ki;
Bende ,Mavide ,Sarıda en çok Tiyatrocuyu seviyormuşuz. Nasıl oldu bilmiyorum. Ama beni en iyi anlayan kişi Tiyatrocu. Bana kazık atmasın ,güvenimi boşa çıkarmasında..

Ya bi de şunu söyleyim Mavi bazen beni gıcık ediyor!
Mesela dün. Dün yanlışlıkla başka sınıfa girmiş. Ya tamam girmiş olabilirsin ama bütün gün bundan yakınmak niye? Ya da mesela ben bir şey anlatıyorum. Allah cezanı vermesin gibi şeyler söylüyo. Beni ,daha doğrusu hepimizi küçümsüyo gibi geliyo bana .Bi de kolay satabiliyo. Mesela 1. dönemin ortalarında en çok Azulayla yakındı. Onunla oturuyodu. Ama sonra ben ,Tiyatrocu ve Sarı başka bir yere geçtik. O da geldi yanıma oturdu. Azulayı hemen sattı. Şu anda küsler. Bugünde Sarı gelmedi ve benim yanımdan kalkıp Tiyatrocunun yanına oturdu. Bugün şişe çevirmece oynarken Mavi bana sordu ;''Sen niye her şeyini Tiyatrocu ve Sarı'ya anlatıyosunda bana anlatmıyosun?'' diye. O zaman söyledim ''Alay edersin diye'' dedim. Onunla da alay etti. ''Allah senii ,niye alay ediyim benn'' dedi. Neyse ,yavaş yavaş söylüycem beğenmediğim yönlerini..

Ayrıca 3 gündür falan hastayım, boğazım yanıyor ,burun desen çeşme misali ,gözler şelale.. Ahh ahh hep bu kantinci yüzünden! Lan Marttayız daha insafsız!! Bu havada dondurma getirilir mi? Bizi tahrik ediyo sonra al böyle hastalanıyoruz!  Oh iyi oldu hastalanıp okula gitmeyelim sende kal öylece. Sinek avlarsın artık kantininde! Ayy söylemeden geçmeyim; bizim kantinci iki dk yerinde durmuyo. Ben bile onun kadar sallanmıyorum.. Adam bi sağ bi sol bi sağ bi sol sallanıyoda sallanıyo. Kendine gaz mı veriyo ,öğrencileri görüp gelecek parayı düşündükçe coşuyomu napıyo anlamadım..Onun hakkında da hayırlısı hadi
Annemde çok fena üşütmüş. Çok kötü öksürüyor. İlaçlar ,iğneler yiyip duruyo bu aralar. Ben daha ilaca başlamadım. Doktora gitmedim. Ayy inşallah çabucak iyileşiriz Allahımm aminn..
*Annem sigarayı bırakmaya başladı.

Son bir not;
#BerkinElvanÖlümsüzdür



 
Berkin İçin...

0 yorum:

Yorum Gönder