Tekrardan merhaba ,Blogger! - Kameri Şeyler

2.11.2015

Tekrardan merhaba ,Blogger!

Ateşli ve Ben Çanakkale'ye giderken..
Vay be, en son blog yazmamdan bu yana tam 1,5 sene geçmiş. Nasıl yazacağımı bile unutmuşum nerdeyse. O 1,5 sene önceki yazdığım blogumda hayatımı ve lisenin ilk yıllarını yazmıştım ,yani anlayacağınız en aptal olduğum dönemlerdi.
Liseye yeni başlamışım, okulun ilk iki-üç haftası beyaz külotlu çorapla gitmişim okula!!(yıl 2013) ,10-11-12. sınıftaki hayvanlar bizi eziyorlar ,herkesin yüzü sivilce tarlası ,okulun orospuları kendilerine üst sınıflardan sevgili bulmaya çalışıyorlar ,erkek mazlum mazlum ortam yapmaya çalışıyolar falan filan işte.
Ama şimdi tam 2 sene geçti, büyüdüm. O hayvan gibi olupta 9. sınıfları ezen 11'lerden biri de benim artık. Ya her neyse, şimdi burda oturup o 1,5 senede neler oldu tek tek yazamam ,zaten yeri gelince her şeyden bahdeceğim ,Dermişim! Bahsetmezsem çatlarım ulan!!


1-Bir öğretmenimiz var ,adını söylemeyim ben ona direk Proje diyim. Çünkü adamın hayatı proje olmuş. Her sene 10-15 kişiyi toplayıp tübitak için proje yaptırıyor. Ve o proje yapanlardan biri de bendim geçen sene. Bizim sınıftan 7-8 kişi proje yaptı. Şimdi bunları tek tek söyleyim;

Ben => Tarih => Kurtuluş Savaşında 3 Büyüklerin (Beşiktaş ,Galatasaray ,Fenerbahçe) Rolü.
Hakim => Tarih => Sultan Süleyman Dönemindeki Kanunlarla Günümüzdeki Kanunların Karşılaştırılması.
Tiyatrocu&Ateşli(En iyi arkadaşlarım) => Sosyoloji => Son dönemlerde kadına şiddetteki artışın nedenleri.
Onur Kurulu&Ceviz => Sosyoloji =>  Down Sendromlu bireylerin topluma kazandırılması için yapılabilecek çalışmalar.
Domates => Unuttum.
Fufu => Unuttum.

İşte bunları araştırdık ama dediğim gibi Dometes'in ve Fufu'nun yaptıklarını unuttum. Her neyse ,zaten hiç birimiz finallere kalamadık. Kalabilmek için 50'nin üstünde bir puan almamız gerekiyordu ben 33 aldım. Hakim 44 ,Tiyatrocu ve Ateşli 19 ,Onur Kuruluyla Ceviz 24 ,Domates 27 ,Fufu 32 puan aldı.

Yine de bu sene de proje hazırlayacağız. Yani Proje'nin o kadar çok hevesi var ki ,''Hadi kızlar proje yapalım'' diyince hayat duruyo bizim için, kıramıyoruz onu. Yani mecburen bu senede proje yapacağız ,hadi hayırlısı.



2-Yine Proje'nin önderliğinde Ben ,Tiyatrocu ve Ateşli(kod adının ateşli olduğuna bakmayın ,ve beni sapık sanmayın! Aramızda bir espri bu) bir yarışmaya girdik. Sadece 10. sınıfların katılabildiği Avrupa Birliğiyle ilgili bir yarışmaydı bu. Harıl harıl Avrupa Birliğine çalıştık üçümüz. AB ülkelerine ,başkentlerine ,tarihlerine ,kurumlarına vs. çalıştık. Yarışma günü geldiğinde üçümüz Proje'nin arabasında ,yedekteki bir kız ,müdür yardımcısı ve müdür de Müdür'ün arabada yarışmanın olduğu meslek lisesine gittik. Meslek Lisesi dediğime bakmayın ,bi konferans salonu var ,TBMM de tadilat çalışması olsa vekiller oraya taşınır o derece. Neyse işte gittik ,Ateşli ortada ,Tiyatrocu sağda ben solda oturduk. Önümüzde bilgisayar var sorular oraya geliyo ,biz de A-B-C-D diye kağıda cevap neyse yazıyoruz. Sonra süre bitince havaya kaldırıyoruz. Böyle böyle ilk 3-4 soruyu cevapladık. Sonra bi baktık bizim karşıdaki masada ,bir Meslek Lisesini temsil eden üç kız var ve bu kızlardan biri bizim Onur Kurulu!(Şu Down sendromuyla ilgili proje yapan kız) Biz ona tip tip bakarken ve ne olduğunu kavramaya çalışırken kız bize gülümsedi el salladı. Biz şaşkınlıktan ölmek üzereyken-lan diyoruz bu kız bizim okulda ,bizim sınıfta ,nasıl başka bi okulu temsil ediyo?- derken Tiyatrocu durumu açıklığa kavuşturdu;''Aa bu bizim Onur Kurulunun ikizi değil mi?'' Mallığımıza lanet ederek gerçeğin farkına vardık ve bizde kıza gülümsedik.(Bu arada onlar bi halt bilemedi yarışmada kihkihkihkih)
Haa bi de şey bizim sağ çaprazda bi masa vardı. Jüri yanıtları kaldırın dediğinde ortadaki kız kağıdı kaldırıyodu ''A şıkkı ,B şıkkı'' diye söylüyodu ama ne söyleyiş. Kendinden bu kadar emin bi insan olamaz. Bende hani tam karşımızda duruyor ya o yüzden hep oraya bakıyordum ne yazmışlar diye ve hep bizimkinden farklı oluyordu cevapları ,aha diyodum yalnış yaptık, ama asıl yanlış yapan onlardı. Neyse işte böyle böyle giderken bi soru geldi ''Hangisi Fransaya bağlı ,Akdeniz'de yer alan bir adadır?'' Biz cevaptan hiç ama hiç emin değiliz ,bilmiyoruz bişey. Süre geçiyo. Ben dedim ki ''Korsika olabilir'' Tiyatrocu da dedi ki'' Bilmiyorum ama bana Bahamalar gibi geliyo'' Ateşli de onu destekledi. Biz böyle tartışıyoruz Korsika mı Bahamalar mı diye ,tabi süre de geçiyo. Tiyatrocu dedi ki ''Ya ,hatırlıyor musunuz Ateşli bize bi dosya almıştı ,üzerinde Fransa bayrağı ,Eiffel Kulesi falan vardı ve üzerinde Bahama Islands yazıyodu'' dedi. İşte bunun üstüne biraz konuştuk falan ,en sonunda Bahamaları işaretledik. Nah Bahamalar, cevap tabi ki Korsikaydı! Ama o an hiç ama hiç emin değildim ya ,sadece içimden Korsika diye geçmişti. Şimdi diyeceksiniz ''Lan daha onu bile bilememişsin ne diye katıldıysan yarışmaya'' ,evet belki haklı olabilirsiniz ,ama biz o yarışmada 2. olduk. 15 soruda 11 doğru yaptık. Ama asıl kötü olan ne biliyor musunuz? Kazanan lise 15 de 12 yaptı!!! Yani anlayacağınız yanarım yanarım da ,Korsikayı bilemediğimize yanarım!

3- Eh ,geçen sene hem proje hazırladık hem de AB yarışmasında okulumuzu 2. yaptık ,bir ödülü hak ettik elbette. Ve bu ödül hayatım boyunca aldığım en iyi ödüldü; 100. yılında Çanakkale'ye gidebilmek!!! Hemde ücretsiz! Ama geri zekalı Tiyatrocu gelmedi. Neymiş? ''Evren mesaj gönderiyormuşmuş'' Ya bakın ,şimdi biz 27 Mayıs Pazartesi günü yola çıkacaktık ,Pazar gününün sabahında annem hastalandı. Sabah odamda uyurken içerden garip garip sesler gelmeye başladı. Annem ''Tut beni'' diye bağrıyodu ,içeri bi gittim ,annem yatakta kitlenmiş kalmış. Bilinci açık ama kendini hareket ettiremiyor ve sağ ayağı sürekli istem dışı olarak sallanıyor. Hemen alt kattaki yengemi ,sonra annemin en iyi arkadaşını sonra da ambulansı aradık ,ambulans gelince Gazi Hastanesine gittik, annemi yoğun bakıma aldılar ve ilk sara nöbetini orda geçirdi. Allahıma şükürler olsun ki bir daha geçirmedi. Ben böyle annemin yanında ağlıyorum anne yarın gitmiycem hiçbir yere dedim. Annem o hasta haliyle beni düşündü ''Kızım lütfen git, gitmezsen çok üzülürüm ,sen çabaladın ,hak edip kazandın lütfen git'' diye yalvardı bana. Gittim. Ki zaten çok şükür annem iyileşti ,benim gittiğim gün eve geçti. Yani dünün ben bile bu durumda gittim Tiyatrocu salağı gitmedi. Kendi kaybetti. Biz Ateşliyle aynı odada kaldık. Biz böyle çok mutluyuz ,Çanakkale'ye gelmişiz ,odamız deniz manzaralı ,otel denize 0 falan derken kapı çaldı, açtık öğretmen yanında iki kızla geldi.
''Kızlar bu oda bizimdi ama yalnışlıkla size vermişler'' Gerizekalı hayvan mal kız bize böyle dedi ama tabi öyle bişey yok. Şimdi bunlardan birinin babası okul aile birliği başkanıymış o yüzden odalar dağılırken sıraya girme zahmetinde bile bulunmamışlar ,zaten istediğimiz odayı alırız diye. Biz tabi çıkmadık odadan. O anahtarlar dağılırken ezilme tehlikesi yaşadık çıkar mıyız hiç? Biz sıraya girip beklemişiz ,o hanımefendinin babası okul aile birliği başkanı olduğu için tek telefonla çözermiş işi ,sıraya girme zahmetine bile girmemişler. Hayır bi de diyo ki ''Hayır yani zaten çıkacaksınız da kendi isteğinizle çıkın diye dedik'' diyo. NAH ÇIKARIZ! Çıkmadık odadan. Onlarda o o dada kalmaya ısrar etti. En güzel çözümü hoca buldu, kızları yanına alıp gitti. Biz tam sevindik derken 5dk sonra ellerinde döşekle geldiler. Odada yerde zaten bir tane döşek vardı ,bir tane daha almışlar ,geldiler bizim odada yerde döşekte uyudular. OH OLSUN! O günden sonraki iki günde iyi arkadaş olduk ,tabu falan oynadık ,hatta kızın biriyle hemşehri bile çıktım ama yine de hala onlara gıcığım. Bi de niyeyse bu gece o kızı rüyamda gördüm. Hayır olsun.

Çanakkale'ye giderken mola yerinde yediğimiz yemekler :)

Çanakkale'de Ateşliyle kahvaltı ederken..

Kaldığımız otel...

4- Bu sene 11. sınıfa geçtim ve sınıflar karma yapıldı. Ben ve Tiyatrocu aynı sınıftayız TM 11/E ,Ateşli ise MF 11/B sınıfında. Neyse okulun ilk günü Tiyatrocuyla ben cam kenarına oturduk. İki arka sıramıza da şu sıralar en nefret ettiğim 4 kişiden ikisi olan Perdeci1 ve Perdeci2 oturdu. Neden öyle dediğimi şimdi anlayacaksınız; Biz cam kenarındayız ya güneş vuruyo bende perdeyi çektim ,sonra bu perdeciler çekmeye başladı. Kızlarla sırf perde yüzünden kavga ettik. Ortada dursun diyoruz ,kendilerine çekiyolar ''Zaten ortada'' diyolar. Neyse dedik ,alttan aldık. Okulun ilk günü sonuçta. Daha 2 sene birlikte olacağız kavga etmeyelim dedik ,geçtik duvar kenarına oturduk. Ki zaten duvar kenarı full bizim geçen seneki sınıftan.Neyse daha iyi oldu böyle derken başkanlık seçimi geldi çattı. Perdeci2 ve sınıftan bir oğlan başkanlığa aday oldu. Sonra Tiyatrocu sırf o Perdeci2 yi başkan yaptırmamak için ''Hocam ,Kamer'den çok iyi başkan olur'' demesin mi?! Dedi! Hoca benimde adımı tahtaya yazdı. Sonra oylama başladı. sınıf zaten 20 kişi ,10'u bizim geçen seneki sınıftan. 2-3 kişiyle de kaynaşmıştık onlarda bana oy verdiler ,al sana 14 oy! Başkan oldum. O günden beri bu Perdeciler ve iki kız daha bana bi düşman oldular bi düşman oldular sormayın. Sanki ne yaptıysam?! Başkan olmayı ben istemedim bile! Ama hani hem istemediğim halde başkan oldum ,hem de derslerim çok iyi ,yani işte böyle ödevlerimi yapıyorum(11 yıl boyunca hiç kullanmadığım ,bu sene gıcıklığına söylemeye başladığım ''Hocam ödev vardı'' sözünü söylemeye başladığım) ve derslere katıldığım için bana düşman oldular. Tamam ,kamoon beybi! Burdayım ben.
 Ve ben yanlış olan hiçbir şey yapmıyorum , o yüzden davranışlarımı değiştirmeyeceğim!!

Alın size bu 1,5 yılın özeti. Şimdi artık bu seneden başlayabiliriz, KamerÎ Şeyler hayırlı ,uğurlu olsunn!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder