29.01.2018

Mutluyum.

Beni sevmediğini düşündüm. Bana olan sevgine hep şüpheyle yaklaştım. 
Hata bende mi hala bilmiyorum. Hayatında hiç sevgilisi olmayan, etrafındaki tüm ilişkileri saçma sapan bulan, her ilişkinin er ya da geç biteceğine inanan ben, 1 aydır tanıdığım birisiyle sevgili oldum. Belki şüpheciliğim bu yüzdendi.?
Belki de her ilişkinin hüsranla biteceğine inandığım için kendimi uzak tutmayı seçtim. Ama ben daha önce de söyledim: ben bencilim. Gelecekteki ben’i üzmemek için hemen bağlanmamayı seçtim. Ama bunu yüzüne nasıl söyleyebilirdim? ‘’Ben üzülmekten korkan bir insanım, o yüzden araya mesafe koyuyorum, zamanla sana bağlanacağım, sen bekle’’ mi deseydim? Ben sana sadece ‘’Zamana ihtiyacım var’’ dedim. Yalan mı söylemişim? Hayır.  Cümlenin tamamını söyleseydim daha çok mu incinirdin? Bence evet.
Kusura bakmayın, yine her zaman arkasına sığındığım şeye sığınacağım: Ben soğuk bir insanım. Ben yalnızlığı seven bir insanım. Ben mesafeleri olan bir insanım. Kabuğumdan çıkmayı denedim, olmadı. Beni en son bu içinde olduğum kabuktan çıkaran kişi Tiyatrocuydu ama o da sonunda ‘’beni sırtımdan bıçakladın’’ dedi. O da ‘’beni sırtımdan bıçakladın’’ dedi.
 Ben ne hainmişim arkadaş! Kendime en yakın olan 2 kişiyi de sırtından bıçaklamışım. Biri en yakın arkadaşımdı biri sevgilimdi. Ben ikisini de ‘’arkalarından bıçaklamışım’’


Neden bıçakladım? Sen dahil kimseye söyleyemediğim şeyleri bu blogda yazdığım için mi? Kafamın içinde ne varsa bu blogda da o var. Kırılmasın diye kimseye söyleyemediğim şeyler var. İçimde yaşadığım ve dışarıya asla yansıtamayacağım şeyler var. İstediğin kadar oku, istediğin yere kadar oku. Yazdığım hiçbir şeyden pişman değilim.
Senin için kişiliğimi değiştirecek de değilim. Ben böyle bir insanım. Arkasına saklanmıyorum, bu tam olarak benim. Soğuk, içine kapanık, bencil.  Hayatımda olan herkes beni böyle kabul etti. Bir sen edemedin, bir sen alışamadın bana. Hep ilgi bekledin ama ben öyle birisi değilim. Yine de çabaladım.
Annem rahim kanseri başlangıcındaydı. Riskli bir ameliyat oldu. Sor bakalım 1 Allahın kulu beni hastane koridorunda veya başka bir yerde ağlarken görmüş mü? Babam felç geçirdi. Sor bakalım yine bir Allahın kulu benim gözümden düşen 1 damla yaşı görmüş mü? Bir de gel bana sor. Döktüğüm göz yaşını bir ben bir de Allah biliyor. Annem de olsa babam da olsa belli edemiyorum. Geçen sene Beşiktaş şampiyon olduğunda kutlamalara gittik. Gelip görsen meydandaki en cansız kişi bendim, ama bir de içimde kopanı görmek gerekiyordu tabi. Üzüntümü de sevincimi de içimde yaşıyorum işte! n’apıyım ben böyleyim!


Ailemle çok büyük sıkıntılar yaşıyorum. Bunca derdimin içine  ben daha fazla dert istemiyorum. Dertlerimi paylaşacak birini de istemiyorum çünkü öyle biri yok. 2 önceki gönderime ailemle olan sorunlarımı yazdım. Allah aşkına söyleyin bana ben bunları çevremdeki tanıdıklarıma anlatsam ‘’Üzme canını ya, geçer’’ demekten fazla bana ne diyebilirler? Hiçbir şey. Üstelik bir de beni tanıyan insanlara kendimi, ailemi yani gizli kalması gereken şeyleri açmış olurum. Ben hiçbir kimsenin eline böyle bir koz vermek istemiyorum. Çünkü benim anlattığım derdi bana karşı koz olarak kullanabilecek insanlar var, biliyorum. Ama burada, bu blogda yazmak beni rahatlatıyor. Beni hiç tanımayan insanlar benim sorunlarımla ilgileniyor. ‘’Üzülme, geçer’’ demekten fazlasını yapıyorlar. Blog yazmayı seviyorum.
 Sevdiğim başka bir şey daha vardı. Her ne kadar şüpheci yaklaşsam da, kendimi uzak tutmaya çalışsam da O’nu seviyordum. Yanında gerilsem de eve gittiğimde mutlu oluyordum. Onu kırmamak için hiç yapmayacağım şeyleri yapsam da o mutlu olunca seviniyordum. O beni anlamasa da, çabaladığımı görmese de sürekli benden ilgi beklese de ben kendi halimde bir şeyler yapıyordum işte. Ama artık bitti. Ve bir daha hiç başlamayacak.


Velhasıl kelam;
Ben böyle mutluyum. Sürekli duygularımı göstermemi bekleyen, ilgi isteyen, değişmemi bekleyen birisi yok. Dertlerim 1 eksik.
 Sana uğurlar olsun, ben Vagner Love’ı beklemeye gidiyorum!

6 yorum:

  1. Merhaba.Bu blog sayfanızı ilk ziyaretim.Paylaşımlarınızı da ilk okuyuşum.İlk başta acaba bir kitap,bir hikaye,bir senaryo mu diye düşündüm.Ama okudukça kendinizden kesitler olduğunu anladım.Blog bir nevi terapi gibidir.Yazmak iyi gelir.İyi hissettirir.Paylaşmak içinde tutmaktan iyidir genelde.Kafaların boş olmasından sa dolu bir kafayı yazıya dökmek rahatlatır da.İnsan ilişkileri kısmına değinmiyorum kim nasıl isterse hissederse o şekilde yaşar.Ben işin blog kısmında''yazmaya devam''diyorum size...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, kesinlikle katılıyorum size. 5 yıldır blog yazıyorum ve gerçekten bir nevi bir terapi gibi, içimi rahatlatıyor, kafamı boşaltmamı sağlıyor :)

      Sil
  2. Herkes farklıdır sen de yazmışsın zaten, kimi üzüntüsünü belli eder, kimi edemez, gözyaşlarını içine akıtır, kimi dışına. Mesafeli insan olmak kötü bir şey değil bence hatta bu zamanda çok gerekli bir şey, gazetelerde, internet sitelerinde neler okuyorum ben. Bu kadarı da olamaz! diyorum. Öyle bir devir ki, arkadaşına güvenemiyorsun, sevgiline güvenemiyorsun, kocana/karına güvenemiyorsun.
    Neyse üzülme, güçlü ol daha gençsin karşına çok insanlar çıkacak daha...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, hayırlısı neyse o olsun artık :)

      Sil
  3. Bazen bende içimi döküyorum buralara rahatlatıyor.:) iyi yapıyorsun sende, böyle mutluyuz biz:))buarada mimledim seni:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kesinlikle öyle :) Yaa çok teşekkür ederim bu benim ilk mim'im olacakk çok heyecanlandımm:))

      Sil