25.02.2018

Seyyid Nesimi

Bugün sizlerle en sevdiğim 2. Halk Edebiyatı şairi olan Seyyid Nesimi ile ilgili bilgiler vermek istiyorum ama ondan önce size açıklamak istediğim bir iki şey var.

Her şeyden önce şunu belirteyim ki, bu yazıyı paylaşmamda dini açıdan hiçbir sebep yok. Nesimiyi sevmem onun inancına mensup olduğum anlamına gelmez, bunu lütfen unutmayın. Ben sadece çok sevdiğim bir halk edebiyatı sanatçısı Türkmenle ilgili sizi bilgilendirmek istiyorum, o kadar.

Ayrıca şunu da söyleyeyim; yazının devamında işkence ve idam içerikli yazılar ve giyotin görseli var. Yani içerik +13 ve hatta +18'dir, bilginize...

İlgili resim
Seyyid Nesimi. Görsel buradan alıntıdır tık tık
1. Hurufilik nedir?
Hurufilik 14-15. yüzyıllarda ortaya çıkmıştır. Arapçada harfler anlamına gelen ''huruf'' kelimesinden türemiştir. Kurucusu 1340 senesinde doğan Şihabüddün Fazlullah adında bir mutasavvıftır.

Hurufilik inancına göre ''ses'' varlığı oluşturan temel kavramdı. İnanca göre ses her canlıda hatta cansız varlıklarda bile vardı. Ses olgunlaştığı zaman söz olur, söz de harflerden meydana gelirdi. Dolayısıyla her şeyin aslı harf idi ve her harfin belli bir sayı değeri vardı.

İşte bu temelden yola çıkan Fazlullah'a göre İslamiyet ile ilgili her şey Arapçadaki 28 harf ve Farsçadaki 32 harfle izah edilebilirdi. Her şey sayıda gizliydi, sayıların arasındaki ilişki vasıtasıyla Kur'anın yorumlanıp gizli sırlarının öğrenilmesi ve mutlak gerçeğe ulaşılması mümkündü.

hurufilik ile ilgili görsel sonucu
tık tık
Hurufilik İslam uleması tarafından ilk başlarda aşırı bir mezhep olarak görüldü ancak bir zaman sonra Fazlullah'ın ''Dünyanın, ahiretin velhasıl her şeyin temeli benim. Ben aslında Hz. İsayım, dünyayı kurtaracak Mehdiyim.'' demesi üzerine Hurufiler kafir kabul edildiler.

Hurufilerin iktidarı ele geçirmeye kalkmalarının üzerine Timur'un oğlu Miranşah 1394'te Fazlullah'ın kafasını kestirdi, derisini yüzdürdü, cesedini ip bağlatarak sokaklarda dolaştırdı, etini köpeklere yedirdi ve kalan parçaları da ateşe attırdı. Fazlullah'ın idamına rağmen sayıları gitgide artan Hurufiler hemen her yerde sıkı bir takibe uğradılar. Ele geçirilenler Fazlullahla aynı sonu paylaştı, kaçanlar ise Anadoluya sığındı.
[Kaynak sf. 47-67]

2. İnsanlar Nesimiyi neden sevmiyorlar?
Seyyid Nesimi Hurufi inancına mensup olan ve yazdığı şiirlerle bu inancı yaymaya çalışan yetenekli bir şairdi. Hurufilik inancı Batini temellere dayandığı için dönemin yöneticileri ve halkı tarafından çok büyük tepkilerle karşılandı.

Evliyadan bazıları Allahü teâlâyı zikrettiği zaman, Rabbinden gayrı her şeyi, hatta kendi nefsini bile unutur. Zikrettiği yani andığı mahbubun(aşkın) adını dilinden düşürmez.Örneğin Hallac-ı Mansur Allahü teâlânın aşkı ile kendinden geçtiği bir sırada; "Enel-Hak" dedi. Bu sözün anlamı, (Ben Hakkım) demek ise de, (Haktan başka hiç kimse yok) demek istemişti. Bu sözü için katline fetva verdiler.[2]

enel hak ile ilgili görsel sonucu
tık tık
Şems-i Tebrizi, Seyyid Nesimi, Hallac-ı Mansur gibi insanlar normal insanların göremediklerini görüp dile getirdikleri için, onların fikirleri sıradan halk tarafından anlaşılamayacağı için kendi zamanlarında kafir, dinden sapmış ilan edilip katledildiler.

Günümüzde de bunu göremeyen insanlar bu zatlara karşı öfke ve nefret beslemektedir.

3. Ben neden Seyyid Nesimiyi seviyorum?
Onların gördüklerini görebildiğim için değil. Görebiliyor, anlayabiliyor olsam zaten evliya olurdum. Benim Nesimiyi sevme nedenim, şiirlerini, yaşam tarzını sevmemden geliyor. Onun söylediği sözler bana mantıklı geliyor ve ne yalan söyleyeyim beni benden alıyor.


3 temel başlıkta açıklamalarımı yaptığıma göre Nesimi'nin hayatına geçbiliriz:

Seyyid Nesimi Kimdir?

Halk edebiyatı şairlerinden olan gerçek ismiyle İmadeddin Nesimî, kendi kullandığı ismiyle Seyid Nesimî 14. yüzyılda yaşamış Azeri ya da Türkmen Hurûfi divan şairidir.

Azerbaycan Türkçesinde ve Farsça divanların yanı sıra Arapça şiirler de yazmıştır.

Kaynaklarda doğum yeri ve tarihi hakkında yeterli bilgi bulunmadığı gibi araştırmacıların çalışmalarında da farklı bilgiler vardır. Doğum tarihinin 1369-1370 yılları arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Azerbaycan Türkçesinde ve Farsça divanlar yazmıştır. Şiirleri dönemin birçok şairini etkilemiştir. Şiirlerinde Hallâc-ı Mansûr'u andıran ifadeler kullanmasıyla idarecilerin tepkilerini üzerine çekmiştir.

Nesimî'nin yaşadığı dönemde Fazlullah Nâimî'nin (1339-1401) kurucusu olduğu Hurûfilik hareketi geniş ölçüde yaygınlaşmıştı. Nesîmî, Fazlullah'ın yaymaya çalıştığı ve de Nâimî'den öğrendiği Hurûfiliği kabul etmiş ve bu mezhebin önde gelen savunucuları arasında yer almıştır.

Fazlullah’ın öldürülmesi üzerine Azerbaycan’dan ayrılıp Türkçe şiirleriyle tanındığı Anadolu’ya gelen Nesimî’nin, I. Murad devrinde Bursa’ya ulaştığı ve burada iyi karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Kendisinin de Hacı Bektaş-ı Veli'den etkilendiği ileri sürülmektedir. Ayrıca Hacı Bayram-ı Veli ile görüşmek için Ankara’ya gitmiş, Hurûfilik’le ilgili fikirleri sebebiyle huzura kabul edilmemiştir.

Seyyid Nesimi. Görsel buradan alıntıdır tık tık
Ancak Ali Şîr Nevaî’nin Nesîmî hakkında övgü dolu sözler söylemesi onun Orta Asya Türk dünyasında önemli bir kişilik olduğunu göstermektedir. Hatta bir kısım Anadolu Beylerini de etkilemiştir. Anadolu’da fikirlerini yayacak ortam bulamayan Nesimî o tarihte Hurûfiler’in Suriye’deki en önemli merkezi olan Halep’e gitti. Halkın yanı sıra Dulkadiroğlu Ali Bey’le kardeşi Nâsırüddin ve Karayülük Osman, Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah gibi devlet adamları da fikirlerinden etkilendiler.

Nesimî şairlik gücünü fikirlerini yaymak için kullandı. Şiirlerinde sekiz ve otuz iki harfe dayanarak insan yüzünün Tanrı'nın tecelli yeri, güzelliklerin göründüğü mekan olduğunu söyledi. “Tanrı’nın insan yüzünde tecelli etmesi” ve “vücudun bütün organlarını harflerle izah” gibi fikirleri dönemin dini yetkililerince tepkiyle karşılandı. Bir süre sonra Halep uleması, görüşlerinin İslam’a aykırı olduğunu ileri sürerek öldürülmesi için fetva verdi.

Mısır Çerkes kölemen hükümdarı Muavyed Şeyh'in onayını alan saltanat naibi Emir Yeşbek tarafından boynu vurulup derisi yüzülmek suretiyle 1417 yılında öldürüldü. Cesedi Halep’de 7 gün teşhir edilmiş, sonrasında vücudu parçalanarak birer parçası inançlarını bozduğu düşünülen Dulkadiroğlu Ali Bey’le kardeşi Nâsırüddin ve Kara Yülük Osman’a gönderilmiştir.[3]

İlgili resim
tık tık
İdam esnasında şöyle bir olayın vuku bulduğu söylenir;
Nesimi’ye idam fermanı hazırlayan kadı şöyle yazıyordu fermanında:
"Bu öyle bir mundardır ki, kanının değdiği yeri yıkamakla temizlenmez. Orayı yakmak, koparmak gerekir".

Ama yaşam öyle "tesadüflerle" dolu ki anlatılmaz. Bu tesadüflerden biri de Nesimi’nin infazı sırasında gerçekleşti. Kadının fermanı yüksek sesle topluma okunduktan sonra infaza geçildi. Celladın bıçak darbesi sonucu Nesimi’den fışkıran kandan bir kaç damla idam fermanını yazan kadının parmağına değdi. Tabii ki kadı parmağını kesmez. Ve Nesimi tarihe geçen şu sözleri söyler:

"Sen şeriat uğruna bir parmağını bile kesmezsin. Hâlbuki görüyorsun ki, biz inancımız yolunda kendi kanımızla yıkanıyoruz". [4]

Çeşitli nazireler yazmış, şiirleri Anadolu, Azerbaycan ve İran'da yayılmıştır.

Birkaç şiiri:

Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem
Bir acaip derde düştüm herkes gider karına
Bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren hüda'dır, kula minnet eylemem
Oy Nesimi, can Nesimi ol gani mihman iken
Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem


Kalbim defter,dilim kalem yazarım
Hakikat emrini duyaldan beri
Yitirdim Leyla'mı gurbet gezerim
Mecnun gibi aşka uyaldan beri
Bize dört kitaptan haber verildi
Kamil olduk akıl başa derildi
Kafir Şeytan merdut oldu sürüldü
Hakkın dergahından sürelden beri 


Alevilik ve bölge Şiiliğinde Yedi Ulu Ozan'dan biri kabul edilir. Toplumda genellikle Kul Nesimî adlı Alevi ozanla karıştırılır. Halbuki bu iki kişi farklı yerlerde yaşamış farklı insanlardır. Kul Nesimî şiirlerini saf Anadolu Türkçesi ile yazarken Azerbaycanlı Nesimî'nin şiirlerinde bolca Arapça ve Farsça kelimeler bulunur.

Çok daha ayrıntılı bilgiler için lütfen tık tık

Seyyid Nesimi yazıda belirtildiği gibi dönemindeki ve kendinden sonraki pek çok şairi etkiledi. Ben de kapanışı Seyyid Nesimiyi örnek alan Kul Nesimiye ait bir şiirle yapmak istiyorum.
(Şiir daha sonra pek çok sanatçı ve ozan tarafından yorumlandı, ben sizlerle Can Gox'un yorumunu paylaşacağım)

Haydar Haydar tık tık


Ekşi sözlükten bir alıntı paylaşmak istiyorum:

erciyes üniversitesine söyleşi için gelen cem karaca sürenin sonuna geldiğinde kalkmadan evvel "gençler başka sorunuz yoksa sanırım bu kadar" veya buna benzer bir cümle sarfeder. belki de ilk ve tek kez böyle bir üstadı karşısında gören gençler heyecanlanır ve neyse ki o sırada mikrofonu kapan genç herkese tercüman olarak "bir parça birşeyler mırıldanır mısınız" veya buna benzer birşey der. cem karaca gülümser, yerinden kalkıp sahnenin önlerine doğru yaklaşır, kendisine uzatılan mikrofonu elini "gerek yok" anlamında uzatarak kibarca geri çevirir. gözlerini kapatıp başını hafifçe yana eğer ve akar...

ben melamet hırkasını   
kendim giydim eğnime 
ar ü namus şişesini  
taşa çaldım kime ne  
haydar haydar 
taşa çaldım kime ne 
.....

                                         
Erciyes Üniversitesindeki bu canlı performansı 
kaydeden bir arkadaş Youtube'da paylaşmış.
Allah razı olsun ^-^

5 yorum:

  1. Ne büyü kadamlar geldi geçti..Nesimi de onalrdan biriydi şüphesiz..
    Onun hakkında ben de evvela olumsuz bilgilere denk geldim daha fazla bilgi de almak istemedim okumak istemedim sayfaları kapattım..
    Türkü olmuş bir şiirinden yola çıkarak bulmuştum kendisini oysa..beni öyle güzel ifade eden kelimeleri vardı ki..onu merak ettim..
    Sonra bugün bu yayına denk geldim..
    Allah demişse kalbi onu iyi bilmek isterim..
    Allah'tan ona rahmet dilerim..

    Doğrusunu Allah bilir..

    Etkilendiğim türküyü de bi mahsuru yoksa buraya bırakmak isterim:Şifa İstemem Balından

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle...
      Büyük insanlar gelip geçiyor, biz insanlar değerlerini geçtikten sonra anlıyoruz.

      Halktan olarak halktan olanları daha iyi anlıyoruz çünkü onların eserlerinde kendimizden parçalar buluyoruz...

      Dediğiniz gibi, doğrusunu Allah bilir.. Allah rahmet eylesin.

      Ne mahsuru, çok teşekkür ederim öneriniz için. Türküyü dinliyorum şimdi ^-^

      Sevgilerle... ^-^

      Sil
  2. İLk kez duydum Kamer'ciğim, Timur'un oğlu ne kadar gaddar, vahşiymiş hadi öldürdün deri yüzmek, köpeklere yedirmek nedir yahu? Iyyyy korku filmi gibi!!!! Emeğine sağlık bilmediğim bir şey öğrendim sayende.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek Müjde ablacım, çok teşekkür ederim yorumun için :)

      Che Guevara öldürüldüğünde de ölüsünün ellerini ve ayaklarını bağlamışlardı.. Fikir adamlarının dirisinden de ölüsünden de korkuyorlar anlaşılan... Üstelik bu zihniyet yüzyıllardır değişmemiş..

      Sevgilerle ^-^

      Sil
    2. Unutmuşum, ek bir bilgi daha vereyim;
      Miran Şah Fazlullah'ı idam ettirdikten sonra Hurufiler tarafından''Maran Şah'' olarak anılmaya başlanmış. Maran Şah'ın kelime anlamı ''Yılanların Şahı''dır.

      Bu da böyle değişik bir bilgi ^^

      Sil