12 Mart 2018

12 Mart 2018 Kitapyurdu Alışverişim

Geçen perşembe sipariş verdiğim 7 kitap+1 takvim bu akşam 19.00 sularında elime ulaştı. Bugüne kadar kitapyurdundan yaptığım her alışverişten olduğu gibi bundan da gayet memnun kaldım. Hepsi toplam 85 lira tuttu. Aldığım bir kitap hariç hepsini beğendim, verdiğim paraya değer.

Aydınlatmada bana yardımcı olan sevgili Shaggy'ye teşekkürler ^^
Genelde okul için ağır ve tarihi metinlerle dolu olan kaynak kitaplardan alırdım. Fakat bu sefer tamamen kendi zevkim için alışveriş yaptım. Şimdi de sizlere bu kitaplarla ilgili bilgiler vermek istiyorum.

Rahmetli Edebiyat Tarihçisi Abdülbaki Gölpınarlı'nın yazdığı ve alanında tek olma özelliğini taşıyan Melamilik ve Melamiler adlı eser Gölpınarlı'nın Türk Edebiyatına kattığı bir başyapıt. Kitabı henüz okumadığım için Melamilik'in bir mezhep mi yoksa bir tarikat mı olduğunu bilemiyorum. Bu yüzden Melamilikten tasavvufi bir hareket olarak bahsedeceğim. Her neyse, Abdülbaki Gölpınarlı'nın yazdığı bu yegâne eser Melamilik denen tasavvufi hareket hakkında bizlere bilgi veren tek eserdir. Sayfalarında pek çok Osmanlıca metnin yer aldığı, sayfa kenarlarında yer yer Osmanlıca kaleme alınmış notlara rastlanıldığı, dili çok da ağır olmayan güzide bir eser.
Melamilik'e olan ilgim Nesimi'nin bir şiirinde geçen 'Melamet hırkası' terimini duyduktan sonra başladı. Şiiri okuyup biraz araştırdıktan sonra Can Gox'un enfes yorumuna denk geldim. Şiiri güzel yorumlaması benim bu tarikata(mezhep de olabilir bilmiyorum) olan ilgimi iyice arttırdı. En son, geçen dönem kullandığım kitaplardan birinin girişinde ''Bu eser Melamilik'i dünyaya tanıtan rahmetli Gölpınarlıya adanmıştır'' yazısını da görünce bu kitabı almaya karar verdim. Aldıktan sonra kitabın içinde sık sık gördüğüm Osmanlıca metinler ise bu kitaba olan heyecanımı iyice arttırdı. Osmanlıca transkripsiyon ödevini yapmaya üşenen bir tarih bölümü öğrencisi olsam da bu tamamen zorunluluğun verdiği baskıdan kaynaklanıyor. Eğer ödev olmasaydı da kendim denk gelip okusaydım, çevirmeye çalışsaydım kesinlikle daha çok severdim. Şimdi bu kitabı zorunluluktan değil, kendi isteğimle aldım. İçindeki notları da okuyabiliyorum ve inanın hiçbir baskı olmadan Osmanlıca okuyabilmenin verdiği haz bir başka oluyor.
Henüz okumadım ama gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim;
''İyi ki almışım''

Can Gox'un yorumu

Aldığım diğer bir kitap Nobel ödüllü biricik yazarımız Orhan Pamuk'a ait bir başyapıt. Bu tür temel eserleri okumak için biraz geç kaldığımın farkındayım. Yine de ''keşke lise sıralarında puCCa okumak yerine bunları okusaymışım!'' diyemiyorum! Eğer lisede puCCayla tanışmış olmasaydım kesinlikle blog yazmaz ve bugünlere gelemez, yarınlarıma ulaşamazdım. O yüzden pişman değilim.
Klasikleri okumak için geç kalmış olabilirim. Şimdi üniversite ders kitaplarından dolayı bu tür kitaplara çok vakit ayıramıyor da olabilirim. Yine de bir yerden başlamak gerekiyordu ve ben de başladım. Ne demişler? Geç olsun, güç olmasın ^-^

Stephen Zweig kitapları ise son dönemlerde kesinlikle uçuşa geçenlerden. Yolda durdurup sorduğunuz her 3 kişiden 5'i son birkaç ay içinde Zweig okuduğunu söyleyecektir. Haklılar. İlginç konular, güzel bir dil, ince bir kitap. Yani bir Türk'ün kitaplardan isteyebileceği her şey!
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubundan sonra aldığım 2. Zweig kitabı 'Korku' oldu. Sadakate çok önem veren bir insan olarak 'sadakatsizlik' temasını en çok sevenlerdenim. Bu kitapta da eşini aldatan bir kadının yakalanma korkusu anlatılıyor.

Tamam şimdi geldik bir itirafa.

Tarih bölümünde olduğum için daha çok tarihi metinlerle ve ağır dillerle iç içeyim. Bu yüzden arada bir böyle edebi kitaplar okuyarak Türkçemi diri tutmam gerek. İşte bu sebepten her ay mutlaka böyle edebi eserler almaya karar verdim. Şermin Yaşar'ın Tarihi Hoşça Kal Lokantasını da bu yüzden aldım.

Yeşilçam filmlerindekileri andıran, kalbimize dokunan karakterler... Bir köşede unutulmuşlar, yalnızlığıyla yoğrulmuşlar, kırık gönüller, bir yerlerde sessiz sedasız yaşayanlar, görmediklerimiz, görmezden geldiklerimiz... 

Hem bu konu bana ilginç geldi hem de.. tamam itiraf ediyorum; yazarın saçlarını çok sevdim! Ya evet biliyorum bu yüzden kitap alınmaz ama n'apıyım durduramadım kendimi '^-^
(bakınız)

Yine de Sevdik kitabı ise; tanıtım yazısını okuduğumda bana Ayna'nın Gelincik şarkısının yanında başka birtakım şeyleri hatırlattı. O yüzden aldım. Henüz okumadım, sadece bir göz gezdirdim ve almasaydım da olurmuş diyorum. Ahmet Batman tarzında yazılmış gibi geldi. Sevmedim.

Ayna'nın klipleri çok abartı ve komik olmuyor mu?

Monsieur ya da Karanlıklar Prensinde şeytanın yani Monsieur'un egemen olduğu çağımız incelenmekte. Yazar bu kitabı yazarken Budizm felsefesinden yararlanarak insan kişiliğininin ayrımını incelemeye çalışmış. Bu ne demek bilmiyorum. Bir şeytanın egemen olduğu, her türlü pisliğin kol gezdiği bir dünyayı okumak bana ilginç geldi, kitabı o yüzden aldım '^-^

Bir de 1 lira 60 kuruş diye Ahmet Rasim'in cep boy Güzel Eleni kitabını aldım. Bizim buradan otobüse binsem 2. durağa varmadan bitiririm. Öyle bir kitap. Ha bir de, tamam 1.60 ama kitabı almamı sağlayan başka bir etken daha var:
Rumları ve Rum kültürünü çok seviyorum. Böyle olunca doğal olarak kitabın adı beni benden aldı, ben de gidip kitabı aldım.

''Sen ne mal kızsın; yazarın saç modelini sevdin diye, 1 lira 60 kuruş diye, kitabın adını sevdin diye, kitabın adı sana bir şarkıyı hatırlattı diye gidip kitaplar alıyorsun.'' diyebilirsiniz. Belki biraz haklı da olabilirsiniz. N'apıyım öyle ya da böyle bir yerlerden başlıyorum işte. Bu da bir şey değil mi?


SEVGİYLE KALIN ^^

8 yorum:

  1. Harika seçimler, keyifli okumalar diliyorum :)

    YanıtlaSil
  2. şu gölpınarlı okuyunca annat çok merak ettim başyapıt he :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyup anlamak için 3. sınıfa kadar falan beklemem gerek sanırım. Dili cidden ağırmışş! Ama tamam okuyunca söylerim :))

      Sil
  3. heey bak son yazımda duyurduum feysiiii herkeş duysun yaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoook teşekkürlerr, süpersinn. Valla biz yandık başkaları da yanmasın ya😔

      Sil