18.03.2018

Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma & 57. Alay

Yazıma başlamadan önce küçük bir kitleye hitaben söylemek istediğim ufak bir şey var:
Çanakkale Savaşı'nı Mustafa Kemal Atatürk sayesinde kazandığımızı inkar eden, 
Kurtuluş Savaşımızı 'Osmanlıyı yıktı, kendine devlet kurdu' diye yorumlayan,
'gerici' dahi denilmeyecek bir kafa yapısına sahip olanlar! Bu sözlerim size,

Çanakkale Savaşı Kurtuluş Savaşımız'ın bir parçası değildir. Kurtuluş Savaşını sizin beğenmediğiniz TBMM yani Atatürk yapmıştır. Çanakkale Savaşı ise 1915 yılında Osmanlı Devleti'nin yaptığı bir savaştır. 1. Dünya Savaşı'nın cephelerinden biridir.

Yani sevgili fanatik Osmanlı hayranları, bu savaşı Atatürk yaptı diye benimsememekten vazgeçin. Çanakkale Savaşını Osmanlı yaptı!




Evet.. ön girişimi yaptığıma göre asıl yazıma geçebilirim. Ha ama başlamadan şunu da söyleyim, yazının sonunda 57. Alay Şehitliğiyle ilgili kendi yaşadığım bir olayı anlattım. Okuyunca düşüncelerinizi lütfen benimle paylaşın ^^

Şimdi gelelim konuya..

Çanakkale Savaşından önce 1. Dünya Savaşından şöyle genel olarak bir bahsetmek istiyorum.

Avusturya-Macaristan Veliahtı Ferdinand 1914 yılında eşiyle birlikte bir geziye çıktı. Evli bir çiftin çıktığı bir seyahatin yüzbinlerce insanın hayatına mal olacağını hiç kimse bilmiyordu...

Bu gezi sırasında Veliaht prensin Sırp bir milliyetçi tarafından öldürülmesi 1. Dünya Savaşı'nın fitilini ateşledi. Zaten milliyetçilik akımı, ham madde ve pazar arayışı, silahlanma yarışı, devletler arası rekabetler gibi sebepler tüm dünyanın dengesini germişti. Suikast olmasaydı bile biri çıkıp birine 'gözünün üstünde kaşın var' diyecek ve savaş yine patlak verecekti. Prensin öldürülmesi savaşın bahanesi oldu....

4 yıl sürecek olan dünya savaşı başlamıştı...

Biz hep çevirdiği oyunlar, yaptığı entrikalar yüzünden Bizans'a 'kahpe' deriz. Bir Ortaçağ Devleti olan Bizans'ı aratmayacak kahpelikler 1. Dünya Savaşı sırasında modern devletler tarafından bizzat yapıldı. Çıkarları paralel olanlar bir tarafa, çıkarları bunlarınkinden farklı olanlar bir tarafa toplandı. Dünya 3 kutba bölündü: Tarafsızlar, İtilaf Devletleri ve İttifak Devletleri.

Bugün dünyanın en mutlu ülkeleri listelerinde hep ilk başları çeken İsveç, İsviçre, Norveç, Danimarka, Hollanda, İspanya... gibi ülkeler tarafsızdı. Belki de bugünkü mutluluklarının kaynağı bu ha kim bilir?

İttifak Devletleri : Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ve de Osmanlı'dan oluşuyordu.
İtilaf Devletleri ise bu saydıklarım hariç geriye kalan tüm devletlerden!

4 devlete karşı dünyanın tüm devletleri! Fransa, İngiltere, İtalya, Yunanistan, Rusya... alakaya maydanoz Japonya, Brezilya.... ne savaş ama değil mi?!

1. Dünya Savaşına ilk önce İtilaf Devletlerinin tarafında katılmak isteyen Osmanlı'nın isteği reddedildi. Neden mi? Hemen söyleyim; çünkü İngiltere, Yunanistan, Fransa, İtalya gibi büyük devletler Osmanlı topraklarını istiyorlardı! E toprağına sahip olmak istediğin adamı niye yanına alasın değil mi?

İtilaf Devletlerine kabul edilmeyen Osmanlı tarafsızlık politikasını sürdürmeyi seçti fakat Yavuz/Midilli olayları, Alman hayranlığı, eski gücüne tekrar ulaşma isteği gibi sebeplerden İttifak Devletlerinin yanında yer aldı.

Savaş süresince Osmanlı 3 temel başlık altında 9 cephe açtı. Bunlar:

Saldırı Cepheleri
-Kafkas Cephesi
-Kanal Cephesi

Savunma Cepheleri
-Çanakkale Cephesi
-Suriye/Filistin Cephesi
-Irak Cephesi
-Hicaz/Yemen Cephesi

Yardım Cepheleri
-Galiçya Cephesi
-Makedonya Cephesi
-Romanya Cephesi

Resim buradan alıntı tık tık
Osmanlı Devleti bu açtığı cephelerin biri hariç tümünde başarısız oldu. Başarılı olduğu tek cephe ise bilenlerin bildiği, bilmeyenlerin ise tahmin ettiği gibi Çanakkale Cephesiydi.

İngilizlerin ve Fransızların açmış olduğu bu cephenin amacı Çanakkale'den kolaylıkla geçip İstanbul'a varmak ve savaşı kısa yoldan bitirmekti. Ayrıca müttefikleri olan Rusya'ya da yardım gönderebileceklerdi. Onlar için bu çok kolay görünüyordu hatta Amiral Hamilton şu sözleri söylemişti :
''Boğazı 5 dakikada geçer, 5 çayını İstanbul'da içeriz''


Sonra efenim, Winston Churchill demişti ki:
''Bir elimizi arkamıza bağlar diğer elimizle yenip geçeriz o milleti''
Garibim, Adolf Hitler'in ''Türkler öyle bir millettir ki; hayatta bir tane bile kalsa, devlet kurup intikamını alır!'' sözünü duymamış herhalde ki [1] böyle saçma bir düşünceye sahipti. İtilaf Devletleri Çanakkale'de inanılmaz bir direnişle karşılaştılar. Pek çok mucizenin gerçekleştiği, Türk Milletini'nin gücünü dünyaya gösterdiği, düşmana geçit vermediği inanılmaz bir savaş yaşandı. Bir koca alayın şehit düştüğü, 275 kiloluk top mermisinin sırtta taşındığı, kurşunların havada çarpıştığı, bir kase hoşafla karnın doyduğu, askerin ölmeden mezara konduğu, azınlığın çoğunluğu bozguna uğrattığı yerdi Çanakkale !

Çanakkale Savaşı öncesinde Osmanlı ordusunun başındaki Alman General Liman von Sanders Paşa Çanakkale’ye İngiliz çıkarmasının Saroz Körfezi ve Anadolu kıyılarından, özellikle Bolayır’dan yapılacağını düşünüyordu. Yedek Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal ise Çanakkale’ye İngiliz çıkarmasının Anafartalar bölgesinden; Alçıtepe ve Kocaçimen’den yapılacağını iddia ediyordu. Gelişmeler Mustafa Kemal’i haklı çıkardı.

 25 Nisan 1915’te İngiliz, Fransız ve Anzak birlikleri Çanakkale’de sabaha karşı Arıburnu, Seddülbahir ve Kumkale sahillerinden çıkarma yapmaya başladı. Seddülbahir’e çıkan düşman kıyı topçusunun yoğun ateşi ve kuvvetlerimizin karşı taarruzuyla durduruldu. Kumkale kıyılarından yapılan çıkarma gelişemedi, Arıburnu’na çıkan düşman ise Mustafa Kemal komutasındaki birliklerce geri püskürtüldü ve bozguna uğratıldı.

Çanakkale’ye 25 Nisan 1915’te saat 05:30 civarında ayak basan düşman çıkarma birlikleri 09:45’te karşılarında Mustafa Kemal’i ve 57. Alayı buldular.

25 Nisan 1915’teki ilk çıkarma başladığında Çanakkale Bigalı Köyü doğusunda Değirmenlik mevkiindeki karargahında bulunan 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, çıkarmayı haber alır almaz inisiyatif kullanarak 07:45’de karargahından hareket ederek ve 57. Alayla birlikte saat 09:40’da Kocaçimen’e vardı.

Mustafa Kemal komutanlara verdiği emirde:
“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir” diyerek savaştaki kararlılığı ve sürekliliği ortaya koydu.

Türk ordusunun yeniden savaş durumuna geçtiğini gören düşman kuvveti neye uğradığının şaşkınlığını yaşarken imdada yetişen 57. Alay ve 8. Tabur düşmana saldırıya geçti. Conkbayırı sırtlarında yaşanan boğaz boğaza çatışma sonunda 57. Alayın neredeyse tamamı şehit oldu. Fakat bu üzücü olayın sonucunda düşman çıkarması başarısız oldu. İtilaf Devletleri büyük bir kayıp yaşadı. Mustafa Kemal'in deyimiyle
“Kazandığımız an bu andı!” [2]

Savaşın neticesinde İngiliz kuvvetlerinden yaklaşık 120.000, Fransız kuvvetlerinden ise yaklaşık 30.000 kişi ölmüş ve yaralanmıştır. Osmanlı ordusunda ise 120.000 kişi şehit olmuş ve yaralanmış, 90.000 asker de hastalanmıştır.

1. Dünya Savaşı'nın seyrini değiştiren bu cephe sayesinde Rusya'ya yardım gitmemiş, Rusya savaş dışı kalmış, bir süre sonra da yapılan 'devrim' ile Rusya İmparatorluğu yıkılmıştır. Eğer kahraman Türk ordusu Çanakkale'de kaybetmiş olsaydı Rusya savaştan çekilmez, 4-5 yıl sonra Türkiye topraklarını kuzeyden işgal eder, Kurtuluş Savaşımızı kazanmamız neredeyse imkansız olurdu. Tabii Türk'e hiçbir şey imkansız değil, Çanakkale'deki tüm imkansızlığa rağmen bunu gösterdik orası ayrı konu. Yine de Kurtuluş Savaşı sırasında Rusya'nın bize yaptığı silah yardımlarını unutmamak gerekir.

İşte Çanakkale böyle bir savaştı.. Eldeki kısıtlı imkanlara rağmen düşmana geçit verilmedi. Winston Bey 5 çayını İstanbul'da içemedi!!


Çanakkale Savaşından sonra birbirleriyle savaşıp orada şehit olan Türk ve düşman askerleri aynı topraklara gömüldüler. Yoğun zayiat nedeniyle tek tek yerine toplu olarak gömü işlemleri gerçekleşti.

Evlatlarını kilometrelerce ötede, İngilizler uğruna feda eden gözü yaşlı Anzak askerlerinin ana-babalarına 1934 yılında büyük önder Mustafa Kemal şu satırları gönderdi:

“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!
Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Bu sözler bugün hem Gelibolu Yarımadasında bir abidenin üzerinde hem de Sydney'deki bir anıtın üzerinde bulunmaktadır.

Çanakkale'de İngiliz, Fransız ve Anzak Askerlerine ait pek çok mezarlık ve abide olmasına karşın Türkler için bir abide yoktu. Bizim abidemiz savaştan tam 45 yıl sonra yapıldı. Yapıldı ama öyle bir yere yapıldı ki o boğazdan geçmek isteyen her bir geminin o abideyi görmeden geçmesi mümkün değil. Sizin anlayacağınız geç oldu, tam oldu!


Çanakkale'de kanıyla destan yazan bu millet 18 Mart 1915 günü İtilaf Devletlerini inanılmaz bir yenilgiye uğrattı. Bugün bu büyük zaferin yıl dönümünü hem Çanakkale Zaferini Anma hem de Şehitlerimizi Yad Etme Günü olarak kutluyoruz.

Her Türk gencinin değil, her gencin ve her insanın gidip görmesi gereken bir yer Çanakkale. Ben 100. yıl dönümünde gitme şerefine nail olmuştum. Gittiğimizde Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelen turistlerle yani Çanakkale'de yatan ANZAK askerlerinin torunlarıyla karşılaşmıştık... Rehberimiz demişti ki :
-Türkler ve Anzaklar yüzyıl sonra yine bir arada ama bu sefer aynı amaç doğrultusunda!

O anlar aklıma geldikçe hala duygulanırım...

Çanakkale gezimde beni en çok etkileyen bir diğer olay ise 57. Alay Şehitliğinde yaşandı. Tüm gün fotoğraflar çektiğim makinem 57. Alay Şehitliğine adım attığım anda bozuldu. Otele dönüp son çektiğim fotoğrafları görünce şok oldum: Meğer 57. Alay Şehitliğinde farkında olmadan fotoğraflar çekmişim. Ama çektiğim bu fotoğraflar sırf nur'dan ibaretti.. Hava güneşliydi fakat güneşin yansıma yaptığını hiç sanmıyorum. Tüm gün sorunsuz fotoğraf çektim. 57. Alay Şehitliğinde ise çektiğim fotoğraflarda ışık huzmeleri parlıyordu, sanki nurlar inmiş gibiydi...
İşte tüylerimi diken diken eden o fotoğraflar...






Tüm gün sorunsuz çekim yapan makinem orada bozuldu.. Çektiğim fotoğraflar ışıklar yüzünden görülmüyor.. Güneş ışığı yansıması olmadığına eminim. O zaman 57. Alay Şehitliğine adım atar atmaz çektiğim fotoğraflarda çıkan bu ışıklar ne ola acaba..?

Şehitlikten uzaklaştıktan sonra makinemin çalışmaya başladığını da söyleyim, eksik kalmasın.

Şimdi bu yazımı okuyup da 'atıyosun' diye düşünebilirsiniz. Yemin ederim atmıyorum. Gerçekten de Şehitliğe girdiğim anda bozuldu, oradan bayağı uzaklaştığımda ise tekrar çalıştı. Fotoğraflarda da hiçbir ekleme-oynama yok. O zaman çektiğim orijinal fotoğraflar. Makinemin bozulduğuna o an yanımda olan arkadaşım da tanık oldu ama hatırlar mı bilmem... Tamamen teknik bir sorundan dolayı da böyle olmuş olabilir ama ben ruhani bir olgu olduğunu düşünüyorum..(ne kadar da akademik bir düşünce kafası değil mi?)

Her neyse, sizler de eğer Çanakkaleye gitmediyseniz mutlaka gidin, görün. Vatan kalbinin attığı topraklara eğilip kulak verin...!



Çanakkale'de vatanını savunan, her şeyini feda eden, elinden gelenin yanında gelmeyeni de yapmayı başaran, makamların en yücesi şehitlik makamına erişen tüm şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum... Nurlar içinde yatsınlar... Bu vatan onlara minnettar!

Hiçbir ülke askerinin dökmediği kadar kan döken; hainiyle, teröristiyle, düşmanıyla savaşan ve Çanakkale'deki ataları gibi şehitlik mertebesine erişen tüm şehitlerimize de Allahtan rahmet diliyorum... Nurlar içinde yatsınlar... Bu vatan onlara da minnettar!


Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, 
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. 
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, 
Bir vatan kalbinin attığı yerdir. 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda, 
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda, 
İstiklal uğrunda, namus yolunda, 
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir. 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele, 
Son vatan parçası geçerken ele, 
Mehmed’in düşmanı boğduğu sele, 
Mübarek kanını kattığı yerdir. 

Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin 
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin, 
Bir harbin sonunda, bütün milletin, 
Hürriyet zevkini tattığı yerdir. 

-Necmettin Halil Onan-

Bayrağımızın gölgesinde, 
97 yıllık İstiklal Marşımızın huzurunda
Gazi Mustafa Kemal Paşayı ve askerlerimizi bir kere daha yad ediyorum !
Huzur içinde yatsınlar!


[1] Böyle bir şey mümkün değil. Hitler bu sözü çok sonraları söyledi. Sadece latife yapıyorum ^^
[2] Birkaç bilgi buradan alıntı

18 yorum:

  1. atmıyosuuuuun tabikideeee yaaaa :) ne güzel şeyler yazmışsıın. bi kere gitmiştim ne etkileyici yer yaaa eveeet :) senin fotolardan da belli oluyo kikirikiiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem neşeli ve sıcak yorumun için hem de bana inandığın için çoooook teşekkürlerr :)) Evett gerçekten çok etkileyici bir yerdi. Ölmeden önce mutlaka görülmeli.. Gittim, gördüm, yaşadım. Mutluyum ^-^

      Sil
  2. Amiral Hamilton'un ''Boğazı 5 dakikada geçer, 5 çayını İstanbul'da içeriz'' sözünün ardından kahkaha atan kadın gifini koyman yerinde olmuş.. 😀 Çanakkale savaşını ne güzel anlatmışsın,resimlerle şiirlerle süslemişsin yazılarını,tarih okudum sanki,ellerine sağlık..🙂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim beğenmenize çok sevindim :)
      Hamilton'un o sözüne daha başka gifler koymayı düşündüm ama terbiye sınırlarını aşmaya gerek yok 😁
      Zaten tarih bölümünde okuyorum böyle şeyleri çok severim. Her 18 Mart'ta okuduğumuz yazılardan farklı bir şey ortaya koymaya çalıştım. Beğenmeniz beni çok mutlu etti :)

      Sevgilerle ^^

      Sil
  3. Öncelikle harika bir derleme yapmışsın Kamer'ciğim, bu güzel yazın için tebrik ediyorum, yanaklarından kocaman öpüyorum.
    "5 çayını İstanbul'da içeriz" sözünün arkasına koyduğun o kahkaha atan kadın da tam isabet olmuş, en sonunda Atatürk'ümüz tüm karizmasıyla da muhteşem. Ama ençok makinenin bozulduğunu sandığın anda çektiklerin, tüm kalbimle inanıyorum, rahmetli şehitlerimizin nurları o...nur içinde yatıyorlar deriz gerçekten de öyle...inşallah bir gün ben de görürüm, çok isterim.

    İngilizler öyle pislik ki, kendi safkan İngiliz askerleri ölmesin diye tutup ne alaka ta Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan zavallı gencecik çocukları kandırıp oralarda harcadılar. Bizim askerlerimizin de şu anda Suriye'de boşu boşuna harcanması gibi:(((

    Hepsinin mekanı cennet olsun, bu savaşı Atatürk'süz bahsetmeye uğraşanların topunun canı cehenneme olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müjde Ablacım çok teşekkür ederim güzel yorumun için. Beğenmene çok sevindim. Tarih bölümünde okuyorum ve her 18 Mart'ta paylaşılan aynı tür yazılardan farklı bir şey ortaya koymaya çalıştım. Beğenmen beni çok çok mutlu etti :)
      Ben de nur olduğuna inanıyorum ablacım.. Fotoğraflara her baktığımda tüylerim diken diken oluyor.. Dualarımız kabul oluyor, şehitlerimiz nurlar içinde yatıyorlar gerçekten :( İnşallah gidip görmek sana da nasip olur :)
      Bu konuda kesinlikle sana katılıyorum. Şimdi Suriyeliler nasıl Antalya'da falan tatil yapıyorsa İngiliz gençleri de o zaman kendi ülkelerinde öyle rahat rahat yayılıyorlardı. Olan hep garibana oluyor.. Afrin'de ölen askerlerimiz de Çanakkale'de ölen Anzaklar da nur içinde yatsın. Bizim askerlerimiz nasıl şehit oldularsa düşmanlar da öyle şehit.. Şehitleri anma gününde ülke ayrımı yapamayacağım kimse kusura bakmasın..
      Amin Ablacım. Gerçek tarihi bilmeden atıp tutmak kolay. Gerçi tarihi bilenler bile saçma sapan atıp tutabiliyorlar. Bizim halkımız da 'kendi inandıklarını' söyleyen bu püskül kafalara inanıyor..
      Cehaletimizin geride kalması ve güneşli günlerin yakın olması dileğiyle..
      Sevgilerle ablacım ^-^

      Sil
  4. Yazını izninle twitter sayfamda paylaştım. İstemezsen kaldırabilirim canım. Senden cevap bekliyorum. İzinsiz paylaştım çünkü. İçimden bir ses nasılsa izin verir dedi.:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa ne demek Müjde abla beni çok mutlu ettin :)) Neden izin vermeyim, aksine çok çok teşekkür ediyorum :))

      Sil
    2. Sağol canım, ben teşekkür ederim. :)

      Sil
    3. Asıl ben çooook teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Ertuğrul bey arkadaşımla aynı şeyi düşünüp yazmışız:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evett sizin sayenizde güne çok mutlu başladımm tekrardan çok teşekkür ediyorum ablacım :)) Beni çok mutlu ettiniz güzel yorumlarınızla :)

      Sil
  6. Çok güzel bir yazı olmuş, Kamer, tebrik ederim seni. Adolf Hitler ile ilgili latifen de gerçekten çok yerindeydi, tam böyle bir şey olamaz derken üst bilgi vererek aşağıya notlarını aktardığını gördüm ve de bu çok hoşuma gitti. Akademik bir makale okuyor hissiyatı yarattı bende :) Bu yazı okunmalı, okutulmalı, ben de paylaşımlarımı yapacağım sosyal medyada, ellerine sağlık :)
    Ben Turgut Özakman'ın Şu Çılgın Türkler eserini de okumuş, hatta ağlayarak okumuş ardından da Çanakkale ve Gelibolu yarım adasını senin gibi ziyaret etmiştim. O 57. Alay Şehitliği gerçekten çok farklı ve ruhani bir değeri olan apayrı bir yer.
    Emeğine ve kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Feri Peri :) Yazımı beğenmene çok sevindim:) Paylaşman da beni çok çok mutlu etti onun için de ayrıca teşekkür ediyorum :)
      Gelibolu'nun tamamı tarih kokan bir yer.. 57. Alay ise apayrı.. Nur içinde yatsın hepsi..

      Sevgilerle ^-^

      Sil
  7. Ne kadar etkileyici bir yazı olmuş Kamer! Tüylerim diken diken okudum gerçekten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Beğenmene çok sevindim ^-^
      Sevgilerle ^-^

      Sil
  8. Çanakkale savaşını ne güzel anlatmışsın kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Beğenmenize çok sevindim ^-^
      Sevgilerle ^-^

      Sil