18.06.2018

Haziran

19 yıllık hayatımda en çok sevdiğimdir, benim için ayların en güzelidir Haziran. Lakin bu Haziran bambaşka. Haziranların da en güzeli bu Haziran.

Güzel geçen bir final dönemi, yüksek puanla üniversite 1. sınıfı bitirme, Ramazan ayı, Şeker Bayramı, 4 yıldır şafak sayar gibi gün saydığım Dünya Kupası, doğum günüm, ilk defa oy vereceğim gün... Hepsi bu Haziran'da toplanmış!


Finallerimden dolayı yoğun bir tempoyla girdiğim Haziran ayı beni biraz endişelendirse de finallerimin güzel geçmesiyle ''ömrümün en güzel haziranı'' olacağının sinyallerini vermişti. Finallerin bitmesi, Ramazan ayının iftarının ve sahurunun o eşsiz güzelliği, balkon mevsiminin gelmesi derken asıl bayram geldi hem de çifte geldi : Şeker Bayramı ve Dünya Kupası!!!

Bayramdan birkaç gün önce kardeşimin giriştiği ve gece saatlerine kadar süren ev temizliği, bu sebepten her yerin dağınık olması, kardeşimin temizliği bayramın 2. gününe kadar bitirememesi, kulakları çok iyi duymayan babaannemin bizde kalması, kardeşimle babaannemin yüksek sesli atışmaları ve en önemlisi de annemle babamın uzakta olması... bu Haziran'ın kötü yanlarıydı.

Ama şimdi bakıyorum da, tertemiz ve sessiz bir ev(evet, babaannem kendi evine gitti), uzakta da olsa yanımızda olan annem ve babam, evdeki en yüksek otorite olmam, istediğim zaman kullanabileceğim arabanın garajda beni beklemesi... aslında güzel ya.. buna da şükürler olsun. değil mi?

--

Annemle babam mayıs sonunda hastaneden çıkmışlardı ama 1-2 hafta sonra, haziranın hemen başında başka bir hastaneye yine yattılar. Bu hastane olayları hepimizi çok yoruyor. En çok da annemle babamı yoruyor. Hele hele bu son hastane..! Öyle bir fizik tedavi programı var ki sporcular dahi yorulur. Sol yanı felçli babam; belindeki fıtıkla, rahmindeki ve beynindeki kitleyle, tiroitleriyle babama bakmak zorunda olan annem ne yapsın? Yorgunluktan konuşmaya halleri kalmıyor. Ama her şey babamın iyiliği için ve bu hem bayram hem babalar günü olan günde dua ediyorum ki babam bu hastaneden yürüyerek eve gelsin.

Doktorlar umutlu. Başhekim babamın yürüyebileceğini söylemiş. Zaten bastonla ve bizim desteğimizle yavaş yavaş yürümeye başlamıştı ama sol bacağı sürekli havaya kalkıyordu bu da ayaklık takmadan yürümesini imkansızlaştırıyordu. Bu hastanede topuğu yere bastırmak ve aparatsız yürütmek için çabalayacaklar. İnşallah Allahın da izniyle bu hastaneden yürüyerek çıkacak babam, dua ediyorum. Lütfen sizler de dualarınızı eksik etmeyin.

Annemle babam hastanede oldukları için bu bayram evde değillerdi. Sanırım birbirimizden uzakta geçirdiğimiz ilk bayram bu oldu. Olsun da tek bu olsun. Arabayla yarım saatlik mesafedeki bir hastanede yatıyorlar, bayramda gittik, ellerini öptük. Allaha şükürler olsun. Allah ailecek, sağlıklı sıhhatli tekrarına ermemizi nasip etsin.

Bayramın ilk günü öğlen saat 2'de kardeşim, amcam, babaannem, yengem ve ben kırmızı golf ile hastaneye gittik. Hastaneye girerken küs olduğumuz amcamlar hastaneden çıkıyorlardı, onlarla karşılaştık. Bayram dedim, amcam dedim, büyüğüm dedim, elini öpüyüm dedim, elini vermedi. Çok umurumda! Gösteriş meraklısı, pis adam. Bayramda babamı ziyaret etmesini biliyorsun, kardeşini biliyorsun ama kardeşinin evlatlarına sahip çıkmayı bilmiyorsun! Bir kere arayıp ''yeğenim bir isteğin bir sıkıntın var mı?'' diye sormadın ama kendine hürmet bekliyorsun. NAH BULURSUN!

Neyse, durun sinirlenmeyim devam ediyim.

Kardeşimle ben direkt annemlerin yanına gittik. Babannem yaşlı ve o kadar yavaş yürüyor ki onu bekleseydim annemlerin yanına ziyaret saati bitene kadar anca varırdım. Biz odaya gittikten 15 dakika sonra babaannem amcam ve yengem odaya ancak gelebildi.

Hastalandığından beri iyice duygusal olan babam bayram günü sabahtan akşama kadar, biz dahil gelen her ziyaretçiye duygulanıp ağladı. Kıyamıyorum ya, koskoca babamı öyle ağlarken görmeye dayanamıyorum, onun öyle ağlamasına dayanamıyorum. İnşallah bu günler de geçecek...



Bu arada aptalca cümleler kurduğumun ve cümlelerim arasındaki bütünlüğün berbat olduğunun farkındayım. Lütfen kusura bakmayın, duygusal ve hassas bir konuyla ilgili duygusal ve hassas dönemimde bir yazı yazıyorum.

Devam edeyim,

Bugün babalar günü.
Öğlen 12 buçuğa doğru babaannem ve kardeşimin gürültüsüne uyandım. Babannem inatla evine gitmek istiyor, kardeşim ''babaanne bekle ablam uyansın gideriz'' diye bağrıyordu( çünkü bağırmadan konuşmayı bilmiyor )

Uyandım, duş aldım, kuzenimi aradım. Babamları ziyarete gidecektik ama tek arabaya sığmazdık. O yüzden ben kardeşimi alıp bizim arabayla gidecektim. Ablamla eniştem babaannemi evine bırakıp oradan yengemi alıp geleceklerdi. Her şey güzel. Kardeşime dedim ki :

-Ben gidip gözleme ve tatlı alıyım, sen babaannemi ablamlara indir, arabanın orada buluşalım.
-Yook! dedi babaannemi de sen indir.

Dedim mal mısın? 5. kattan 3. kattaki ablama babaannemi bırakıp arabaya ineceksin ben o arada markete gidip geleceğim.

''Şimdi inerken babaannemi de indir, 3. kata bırak o gider'' dedi.

''Olmaz!'' diyorum. Babannem yaşlı kadın. 3. katta ''hadi babaanne sen burada in, ablamın evi bu katta'' diyemem ya kapıya kadar götürmem gerekir. Sonra vedalaşma faslı falan olur. E daha markete gidip geleceğim?!

Ben iniyim sen babaannemi bırakıp arabanın yanına inersin diyorum yok anlamıyor mal! Tuttu asansörün düğmesine falan da bastı. Ben sinirlendim merdivenden indim. O arada tabi kardeşim babaanneme ve bana hayvan gibi böğürdüğü için bütün komşular çıkıp kim kavga ediyor diye bakıyordu, iyice utandım ve sinirlendim. Abi ben bağırma-çağırma, kavga gibi şeylerden hiç mi hiç hoşlanmam. Hele hele birine rezil olmak en son isteyeceğim şeydir, kardeşimle babaannemin ise en sevdiği şey! Kavga ve rezillik çıkarmaya bayılırlar niyeyse!



Neyse efenim indim aşağıya ama tabi burnumdan soluyorum markete falan gitmedim. Kardeşim indi aşağıya gittim marketin önüne çektim. ''Sen gidip alır mısın?'' dedim. Ona da ''Yok! Sen git!'' dedi.

''Siktir'' dedim. ''Gitmiyoruz. Ben senin uşağın değilim. Babannemi indirmezsin, markete gitmezsin, arabanın sahibi gibi geçip arkaya kurulursun, eşyalarımı patates çuvalı gibi fırlatırsın. Seni gebertirim.'' Eee benim de tersim pistir şimdi.

Çektim arabayı park ettim. İn diyorum inmiyor. En son ben inince indi, arabayı marketin önünde bırakıp eve gittim. 2-3 dakika sonra o da peşimden tıpış tıpış geldi. O eve girince de ben gittim arabayı aldım tek başıma babamların yanına gittim.

Annemle babam bir tek beni görünce duygulandı. ''Biz yokuz, birbirlerine sahip çıkacaklarına kavga ediyorlar'' diye düşünmüşlerdir, tamam; haklılar.

Annem diyor ki ''Sen büyüksün, o daha küçük ; sen akıllısın o daha cahil'' Eee anne pardon ama madem ben büyüğüm o da bunun farkında olsun ve bana büyüğüymüşüm gibi davransın! O beni büyük saymazsa ben de onu küçük saymam hiç kusura bakma!

Kardeşim ben gittikten 1,5 saat sonra ablamlarla geldi. Geldikten yarım saat sonra da görüş saati bitti zaten. Hiç üzülmedim. Bana iyi davransın iyi olsun, ben de ona iyi davranıyım ben de iyi oluyum.

Yalnız işin komiği; o kadar kavga ettik falan çıkışta avm'ye gidip gezdik yemek yedik, hatta bana kıyafet falan aldı :D Kız kardeş olmak cidden bu ya. Ne kadar şiddetli kavga edersen et 2-3 saat sonra hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyorsun.

--

İşte böyle. Bayramı ve babalar gününü böyle geçirdim. Şimdi ise kardeşimle birlikte, kocaman ve tertemiz evde iki kişi gayet mutlu mesut yaşıyoruz. Hatta kardeşim ev dağılacak diye benim çayımın şekerini atıp karıştırıp çay kaşığını bardaktan alıyor :D (çünkü ben şeker atarken yere saçarım, karıştırırken sıçratırım, çay kaşığını çıkarırken damlatırım, çünkü kardeşime göre de ben bir malım :D)

Amaan umurumda değil. Şu ara umurumda olan tek şey Dünya Kupası!!! Ben 4 yıl bunun için gün saydım ve o turnuvaların turnuvası nihayet geldii! Manyak gibi sürekli maç izliyorum. Maçların biri bitiyor öteki başlıyor sanki cennete düşmüş gibiyim!!




Turnuvada özellikle Arjantin'i tutuyorum hatta kendime özel olarak Arjantin profil fotosu bile yaptım. Bakın bugüne kadar blogda tek bir fotoğrafımı paylaşmadım ama bugün paylaşıyorum. Dünya Kupası boyunca fotoğrafım duracak. (Eyyy Dünya Kupası sen nelere kadirsin?''

--

Gelelim son konuya... seçim! Evett, şimdi siyaset yapmayacağım bu seçimde benim için önemli olan ilk defa oy kullanacak olmam. Hem de doğum günümde!!! Evett!! Seçim günü, yani 24 Haziran benim doğum günüm! Hem ilk defa oy kullanacağım için hem de doğum günüm yaklaştığı için biraz heyecanlıyım.

Ya dedim ya bu Haziran haziranların en güzeli! Benim için özel olan her şey bu ayda toplanmış. Ramazan ayı, Dünya Kupası, bayram, doğum günüm, seçim...

Ha, bir de bu ayı özel kılan başka bir şey daha oldu. Geçen sene tatile gittiğim arkadaşlarımla yeniden tatile gitmeye karar verdim!! Daha önce hep ailemin yazlığına tatile gitmiştim bu yüzden bu benim otelde geçireceğim ilk tatil olacak. Hem otelde geçireceğim ilk tatil olacak hem de Balıkesir'de geçireceğim ilk tatil olacak!! Ayy valla heyecanlıyım ben Okan Yalabık'ı çok severdim o da Balıkesirli diye biliyorum bir de bakıyormuşsunuz onunla karşılaşıyormuşum!! Ay hadi inşallah, inşallah ^-^


Bu aradaaa
Hepinizin bayramını kutluyor, büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpüyorum.

Sevgili babalar,
Sizlerin de babalar günü kutlu olsun!!!

6 yorum:

  1. inşallah kurban bayramını ailece hep birlikte sağlıkla evinizde geçirirsiniz.... böylece kavgalar da azalır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aminn, inşallah :) Çoook teşekkür ederiim ^-^

      Sil
  2. Babanın yürüyerek eve döneceğine inanıyorum. Ne güzel ne umutlu bir yazı olmuş bu. Keyfin, neşen aynen böyle devam etsin:)
    Dünya kupasında Arjantin ve Uruguay'ı tutuyorum:) Eşime "Arjantin'i tutalım" dedim. O da "Uruguay'ı tutuyorum Muslera nedeniyle" dedi:) Anlayacağın gibi kendisi koyu Galatasaraylı. "İyi hadi bizim de eskiden Lugano vardı onun hatırına ben de tutayım" dedim:) Hem gecekonduda yaşayan başkanlarını da çok seviyorum, Türkiye'ye geldiğinde konuşmasını dinlemeye gitmiştim. Bu arada "Bizim Lugano" derken, benim Lugano yani:) Senin çoook sıkı Beşiktaşlı olduğunu biliyorum:) Ama hepimiz dostuz diyorum. Bak ben kendi kendime maça gidecek kadar Fenerbahçe'yi severken, çok ama çok sıkı bir Galatasaraylı ile evliyim:) Oluyor böyle şeyler:) Bence daha çok Dünya Kupası kritiği yaparsın sen, merakla bekliyorum. Sevgiler Kamer...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh bu içten mi içten yorum için çoook teşekkür ederim ^-^
      4 yıldır gün saydığım, ha geldi ha gelecek dediğim Dünya Kupası nihayet başladı ve benden mutlusu yok. Dünyanın en iyi yıldızlarını ve dünyanın bir köşesinde saklı kalmış yetenekli göreceğimiz muhteşem bir Dünya Kupası olacak buna inanıyorum!! Ben de dünyanın Messi'ye bir dünya kupası borçlu olduğunu düşünenlerden olduğumdan Arjantin'i destekliyorum. İkinci desteklediğim takım ise ''bizim çocukların'' olduğu Portekiz takımı :) Messi'nin rakibi Ronaldo'nun da ülkesi belki ama olsun, dedim ya bizim çocuklar var, Pepe ve Quaresma :)

      Değindiğiniz 2 konuda size kesinlikle katılıyorum!! Gecekondu kültürünü yaşatan ve dünyanın en sıcak insanlarından olan Latin Amerikalıları ben de çok ama çok seviyorum ve maçlarda soğuk Avrupalıların yerine onları destekliyorum :) Dediğiniz gibi futbol dostluktur, ben Beşiktaşlı olmama rağmen Muslera için ben de Uruguay'ı destekliyorum adam bizim ülkemizin takımında oynuyor sonuçta :)

      Ayy bilmiyorum çook güzel gollerin olduğu, renkli mi renkli canlı mı canlı güzel mi güzel bir dünya kupası olsunn!!

      (Yine çok uzun bir yorum yazdım, üzgünüm '^-^)

      Güzel yorumunuz için çook teşekkür ediyorum, sevgilerimle ^-^

      Sil
  3. aksiliklerle, komikliklerle, sıkıntılarla yarılanmış bir haziran haha..
    daha güzel anlatılamazdı..
    bu arada anne ve babanıza acil şifalar olsun inşallah.
    hayırlı bayramlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz ve de iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim :)

      Sevgilerimle ^-^

      Sil