12 Temmuz 2018

İskender ve Helenistik Kültür

Normalde güncelerimi yazdığım blogumda son ikidir tarihle ilgili paylaşımlar yapıyorum. Ben de isterim ''Bugün önce bench'e gittik oradan çıkıp pub'a gittik oradan çıkıp antik kentleri gezdik...'' diye yazmayı. Ama yok! Evde kös kös oturuyorum abi neyi yazıyım? ''Dün sola dönüp yatmıştım bugün sağa dönüp yattım'' diyecek değilim ya.

Size kozmetikle, saç bakımıyla, kürlerle veya işte ne biliyim modayla, son trendlerle ilgili şeyler vermeyi çok isterdim ama inanın ben de bilmiyorum. Kız olabilirim ama benim ilgi alanlarım Beşiktaş, futbol, spor ve tarih.

İşte bu yüzden kendi ilgi alanımla ilgili yazıyım dedim ve Klasik Dönem Yunan Medeniyetini yazdım. Bugün de Büyük İskender ve Helenistik Dönemi yazacağım.

Keyifli okumalar...


Yunanistan'da Klasik Dönem yaşanırken MÖ 359 yılında Makedonya'da II. Filip kral oldu. Öldüğü MÖ 336 yılına kadar Atina ve Selanik de dahil olmak üzere Makedonya'dan İstanbul'a kadar olan her yeri fethetti.

Lakin onun fetihleri diğer fetihlerden farklıydı. Yayılmacı bir politika gütmesine rağmen geçirdiği yerlerin halkını köleleştirmiyor, onlara da ''eşit vatandaşlık'' statüsü veriyordu.

MÖ 336 yılına gelindiğinde II. Filip bir suikastle öldürüldü ve yerine oğlu İskender geçti. Bu durumda, suikasti kimin yaptırdığını söylememe gerek var mı?


II. Filip

Babasının yerine tahta geçen İskender inanılmaz derecede iyi bir eğitim almış, oldukça genç ve karizmatik bir adamdı. Aristo'nun öğrencisi olarak yetiştiğinden felsefeye, bilime ve tıp bilimine meraklıydı.

Babası gibi yayılmacı fakat hoşgörülü bir politika güttü. Ele geçirdiği yerlerin halkını köleleştirmedi, kendini fethettiği yerlerin meşru kralı ilan etti.

İskender'in tahta çıkar çıkmaz yaptığı ilk iş Perslere savaş ilan etmek oldu. MÖ 480'lerde Perslerin Yunan Yarımadasına saldırmasını gerekçe göstererek Perslere savaş açtı. 160 yıl önce meydana gelmiş bir olay yüzünden savaş ilan etmek ''gözünün üzerinde kaşın var'' demenin bir diğer yolu muydu? Bence evet.



Perslerden intikam almak için MÖ 334'te ordusuyla birlikte yola çıkan İskender Gelibolu üzerinden Anadoluya girdi. Ege kıyıları boyunca aşağıya inen, ardından Lykia'ya (Antalya'ya) geçen İskender ve ordusu oradan bugünkü Ankara/Polatlı sınırları içinde olan Gordion'a gitti.


İskender'in fetih güzergahı
Gordion'un bu güzergaha alınmasının nedeni ise tarihten gelen bir efsaneydi. Efsaneye göre Gordion'da yer alan düğümü yani Gordion Düğümünü her kim çözerse bütün Asya'nın fatihi olacaktı. Düğümü çözmeye çalışan İskender birkaç denemeyle düğümü çözemeyince sinirlendi ve düğümü kılıcıyla kesti. 

Bu gerçekten de onun tüm Asyayı fethetmesini sağladı. Sağladı, ama genç kralın aceleciliği ve düğümü kılıcıyla çözmesi kendisinin de 33 yaşında ölmesine neden oldu.


İskender Gordion Düğümünü keserken
Gordion'dan sonra tekrar Anadolu'nun aşağılarına inen ve oradan da Mısır'a geçen İskender hazır eli değmişken Mısır'ı da fethetti. Kendini Mısır'ın meşru yöneticisi ilan eden ve firavunlar gibi giyinmeye başlayan genç imparator bir süre sonra kendini ''Zeus'un oğlu'' olarak anmaya başladı Bu olaylardan sonra herkes onu yarı-tanrı olarak görmeye başladı.

İskender Mısır'ı aldıktan sonra tekrar geldiği güzergahtan Anadolu'ya geçti. Oradan Pers ülkesine gidip orayı da fethetti ve bu sefer de Persler gibi giyinmeye, saçlarını Persler gibi yapmaya başladı. Pers bir prensesle evlenip bir de oğul sahibi olan İskender Pers diyarıyla da yetinmedi. Hindistan'a doğru yeni bir sefere çıktı.



Hindistan'daki İndus Nehrini geçen İskender ve ordusu başka bir nehirle daha karşılaştılar ve orada durdular. İmparator her ne kadar ordusunu bu nehirden geçirmeye çalıştıysa da ordusunu bir türlü ikna edemedi. Çünkü askerler çok yer fethettiklerini ve biraz daha ilerlerse dünyadan kayıp düşeceklerini sanıyorlardı.

İskender her ne kadar Zeus'un oğlu, yarı-tanrı, Büyük İskender gibi sıfatlara sahip olsa da ordusuna söz geçiremedi ve oradan geri dönmek zorunda kaldılar.



İskender dönüş yolunda ordusunu zor yollardan, Arap Çöllerinden... vs. geçirdi ve ordusunun büyük kısmının telef olmasına neden oldu. Kimileri İskender'in bunu kasten yaptığını, sözünü dinlemeyen ordusundan böyle intikam aldığını söylüyor.



İskender ve ordusunun geri kalanı dönüş yolundaki Susa şehrine vardıktan sonra  MÖ 322 yılında İskender hastalanarak orada hayatını kaybetti. Hüküm sürdüğü 12 yılda bilinen dünyanın neredeyse tamamını fetheden İskender'den geriye siyasi ve kültürel olmak üzere 2 tür miras kaldı.

Siyasi mirası, yani imparatorluğu İskender'in oğlunu parçalayarak öldüren komutanlar arasında paylaştırıldı. Kültürel mirası ise hepimizin bildiği Doğu ve Batının sentezi olan Helenistik Kültürdü.

Helenistik Kültür

İskender ordusuyla birlikte Makedonya'dan Hindistan'a giderken yoldaki en büyük problem ordunun ikmaliydi. Büyük bir fetihte olan orduya oldukça fazla taze kan ; yeni askerler, yiyecekler, silahlar gerekiyordu.

Bu yüzden İskender gittiği yeni toprakları fethedip geçmek yerine başka bir politika izledi. Ele geçirdiği yerlerde 100 km bazen de 400 km aralıklarla şehirler kurdurdu. İskenderiye, İskenderun... vb isimler alan bu şehirlerin başına artık savaşamayacak olan emekliliği gelmiş generaller getiriliyor, şehirde konaklayan ordu ihtiyaçlarını aldıktan sonra yoluna devam ediyordu.

Bu şehirler sayesinde Helenistik Kültür hızla yayıldı. Agora, tapınak, meclis, tiyatro, heykel... vb. gibi tipik bir Yunan Şehir Devletinde var olan her şey İskenderiyelerde de vardı. Zaten İskender gittiği her yere tarihçi, coğrafyacı, heykeltraş, mimar gibi vasıflı kişileri de beraberinde götürüyordu. Böylece İskenderiyeler çabucak kuruluyor ve çabucak gelişiyordu.

Bir müddet sonra Batı'dan Doğuya inanılmaz bir beyin göçü oldu. Vasıflı ve kaliteli insanlar Batı'dan bu yeni kurulan İskenderiye şehirlerine göç etmeye başladılar. Böylece kısa sürede Batı Kültürü Doğuya yayıldı, tüm Anadolu, Akdeniz kıyıları ve Asya Yunan şehirlerine dönüştü.

Mesela hepimizin hayatında en az bir kere gördüğü Nemrut heykellerini göz önüne alalım. Makedonya'dan 1796 km uzakta olan ve hiç duraksamaksızın yürüyerek 15 günde gidebileceğiniz Adıyamanda Yunan kültürünün izlerini görmek mümkün. (mesafeyi görmek için tıklayınız)

Doğuda kullanılan külahlar var fakat yüz ve sakal yapısı Yunanlarınkiyle birebir. Helenistik Kültür'ün yansımaları burada çok güzel bir şekilde gözlemlenebiliyor.


Resim buradan alıntı
İskenderiye şehirleri heterojen bir yapıdaydı. Yani hem Batıdan göç eden Yunanlar hem de yerli halk bir arada yaşıyordu. Fakat herhangi bir asimilasyon söz konusu değildi. Yani Yunanlarla yerel halk kaynaşmıyordu. Bu durum uzun vadede bakıldığında Helenistik Kültürün derinleşememesi sorununu doğurdu. Çünkü Yunanlar öldükçe İskenderiyeler çok Yunanlaşamadı.

Yine de bu Helenistik Kültürün etkisiz bir yapı olduğu anlamına gelmez. Helenistik Kültür birbirini dışlamadan Doğuyu ve Batıyı kaynaştıran önemli bir kültürdü..



Evet arkadaşlar, İskender ve Helenistik Kültür yazım bu kadar. Üniversitede öğrendiklerimi kullanarak dilim döndüğünce İskender'i ve onun mirası olan Helenistik Kültür'ü anlatmaya çalıştım. Tanrı'nın oğlu olarak anılan Büyük İskender'in ordusuna söz geçirememesi, orduyu nehri geçmeye ikna edememesi bana çok ilginç geldi. Ama 2018 yılında bile dünyanın düz olduğunu iddia edenler var, 2300 yıl öncekiler ne yapsın, değil mi :)

6 yorum:

  1. ben bu gordion düğümünü (bak işte hep cehalet benim ki..) çözülmesi gereken bi mesele, yada ne bilim işte mecaz olarak anılan bi durum falan zannederdim.. meğer ipe atılan düğümmüş..! töbee töbee bi yaşıma daha girdim.. bu gidişle erken çökecez yaşlılıktan..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok efenim estağfurullah.. :) Gordion Düğümünün hikayesi de ilginçtir onu da bir başka yazımda detaylı olarak anlatıyım o zaman ^-^
      Yorumunuz için çok teşekkür ederim,
      sevgiler ve saygılar

      Sil
  2. bi de okkalı cukkalı bi aforizma sallayayım. cehalet öyle bişeydir ki, her yeni öğrenilen şey karşısında insanı erken yaşlandırır.

    oldu mu, olmadı mı? bilemedim bak şimdi.. :O

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo oldu oldu hem de bayağı okkalı cukkalı oldu, doğru oldu, güzel oldu.
      Aforizma için de teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Başarılı bir anlatım olmuş.Tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Sevgiler ve de saygılar!

      Sil