22.08.2018

Ne Dem Baki Ne Gam Baki

İnsanları anlatan bazı sözler vardır. Hani motto mu desem slogan mı desem bilemiyorum. Bir cümle duyarsın ve aklına bir insan gelir. Çünkü o cümle o insanı çok iyi yansıtır. Onun gibi.



Mesela kendimden örnek veriyim. Bloga geri dönmeye karar verdiğimde beni en iyi anlatabilecek cümleyi düşündüm. Hem de çok düşündüm. Başlığa koyuyum da havalı dursun diye. Düşündüm, düşündüm ve beni en iyi anlatan cümleyi buldum :
''Geçmişi hatırlamam, geleceği planlamam ; anı yaşamaktır tek çabam!'' 

Çoğu insan kendi cümlesini yazmaz, söylemez. Ünlü bir şairin karaladığı 1-2 kelime onun hayatını anlatabilir. Ama beni anlatanı ben bulamadım. Bu yüzden de kendi cümlemi kendim yazdım. 

Geçmişi hatırlamam, şu şunu yapmıştı bu böyle demişti, ben şöyle yapmıştım diye kafama takmam. Takamam ki abi! Bi kere bende demir eksikliği var dün ne yediğimi unutuyorum, aylar öncesini nasıl aklımda tutuyum?
Geleceği planlamam, evet; çünkü ne zaman bir plan yapsam illa ki bir aksilik çıkar. O yüzden plan yapmayı bıraktım. Spontane hayat oh ne rahat!
Anı yaşamaktır tek çabam, aynen öyle! Geçmişi hatırlamazsan, geleceği planlamazsan eline tek bir an kalıyor o da yaşadığın an, şu an! Beni tek ilgilendiren de aynen, bu an!

Bunları neden söylüyorum? Çünkü dün twitterda bir cümle gördüm ve beni kendi cümlem kadar iyi yansıtıyordu. 
Kısa ve öz ; bir satır ve bir cümle.


Ne dem baki ne gam baki, ya hû!

Bu dizeler Divan Edebiyatının en sevdiğim şairine, Selimî'ye ait. Kendisi edebiyatta olduğu kadar tarihte de en sevdiğim şahsiyettir; Yavuz Sultan Selim...



Şiirin öncesi de var, onu da sizinle paylaşıyım sonra da asıl anlatmak istediğim olaylara geçiyim;


Gamına gamlanıp olma mahzun,
Demine demlenip olma mağrur
Ne dem baki ne gam baki
Ya hû

Yani diyor ki, 


Derdine saplanıp üzülme,
sevincine boğulup övünme,
sevinç de geçici ; üzüntü de...

Bu bayram bu dizelerin ne kadar doğru olduğuna kendi gözlerimle şahit oldum...




Bu bayram biz de ilk defa kurban aldık. Yani nasıl söylenir bilemiyorum.. Şöyle diyim, benim babam öyle bayramın ruhundan falan pek anlamazdı. Kurban Bayramının amacını et yemek sanırdı. Ama öyle değil işte önemli olan o ibadeti yapmak(mış) Bunu ben de bu sene öğrendim.
Kurban kesmek için babamın arkadaşının babasıyla anlaştık ve onlarla ortak olduk. Bayramın ilk günü de kurban için annemle birlikte sabah erkenden yola çıktık. İlk önce Dodurga'ya, ortaklarımızın yanına gittik. Orada, yani köyde, oturup kahvaltımızı yaptık. Bayram sabahı ortaklarla birlikte kahvaltımızı yaparken okunan sela bana Yavuz'un dizelerinin ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Bayram sabahı hayata gözlerini yuman bir insan... Kim bilmiyorum, belki bir eş, belki bir kardeş, belki bir ana belki bir baba, belki de bir evlat... Şu dünya o kadar gelip geçici ki şimdi iyiyken birkaç dakika sonra ne olacağı belli olmuyor. 

Dodurga'dan sonra kurbanı kesmek için Balâ'ya gittik. Balâ'nın yeri benim için ayrıdır, çünkü kendisi memleketimdir. Valla Balalı başı belalı falan derler ama öyle değilim ha şimdiden söyleyim! Zaten Balâlı olduğuma bakmayın, hayatında kaç kere gittin deseniz 5 diyemem. Babama sorsanız o da 10 diyemez.

Her neyse, kurbanı kestik, geri Dodurgaya geldik orada paylaşımı yaptık. Tabi ben bir şey yapmadım. Hem kesilen o hayvan için üzgündüm hem de ete falan tövbe dokunamam. Annem ve ortaklar etlerle ilgilenirken ben evde benden iki yaş büyük bir kızla oturdum. Bu arada o kızı hiç sevmem. Gıcığın tekidir. Övünmeyi ve kendisiyle ilgilenilmesini çok sever, ilgi onun üstünde olmazsa trip falan atar öyle gıcık bir tip. Bakın ben övünmeyi sevmem ama o kıza olan nefretim övünmeye karşı olan nefretime ağır bastığı için kızın yanında bayağı övündüm. İşte şu üniversitede okuyorum, 446 puan yaptım, 7000 sıralama yaptım, kardeşim Adalet bölümünde okuyor Adalet inanılmaz iyi bir bölüm, sonra efendime söyleyim, ehliyet aldım, zayıfladım, kardeşim zayıfladı boyu 180'i geçti... Azıcık da abarta abarta övündüm ne yalan söyleyim. Ama o kız da beni sinir ediyor abi napıyım. Neymiş? 3 sene önce sınava girmiş sınav çok zormuş 426 almış ama Hacettepe Türkçe öğretmenliği tutmadığı için gitmemiş. BOK! Gittim baktım 3 sene önce Hacettepe Türkçe öğretmenliğini 426'dan az puanla kapatmış. Övünecek ya hani güya övündü ama yalanı açığa çıktı işte!

Neyse durun coşmayım :D Öyle böyle derken zaman geçti ve dün akşam saat 7 gibi Dodurga'dan bizim eve doğru yola çıktık. Bu arada arabayı hep ben kullandım. Taa Demet tarafından Dodurga'ya oradan Balâ'ya, Balâ'dan geri Dodurgaya oradan geri eve ben getirdim ve Allah'a şükür bir şey olmadı. Kazasız belasız gidip geldik.

Yani kazasız belasız gidip geldik diyorum ama hiçbir şeyin garantisi yok. Bir şeyin olacağı varsa olur. Hani denir ya kaza olacaksa yolda yürürken bile gelip seni bulur diye. Doğruymuş.
Bugün babannemlere bayram ziyaretine gittik. Arabayı babannemin karşı binasında olan bakkalın önüne park ettim. Her şey normal, gayet güzel. Eve doğru gidiyorduk ki TAK diye bir ses geldi. Dönüp bir baktık gazete tezgahı bizim arabanın üzerine devrilmiş! 

Bakkala kıyma yaptırmaya gelen kız alışveriş arabasına çarpmış o da gidip gazete tezgahına çarpmış tezgah da bizim arabanın üzerine devrilmiş. Mişli geçmiş zaman kullanıyorum çünkü olayı ben görmedim benim arkam dönüktü. Ses gelince dönüp baktım tezgah arabanın üstünde! 






Ya bakın görüyorsunuz değil mi? O kadar yol git bir şey olmasın arabayı park edince üzerine gazete tezgahı düşsün! Ne zaman ne olacağı hiç belli olmuyor. 

Tutanağımızı tuttuk ama polise gitmedik. Karşı taraf suçunu kabul etti, zararı karşılamayı da teklif etti. Tamam eyvallah, yani araba yapılır o delik onarılır, boyanır her neyse yapılır ama biz satmak istesek arabanın değeri düşecek. Sonuçta son model araba. Onu nasıl halledeceğiz? Her kafadan bir ses çıkıyor. Bakın şimdi önümüzde 2 seçenek var size de söyleyim siz bana bir akıl verin. 

1. Arabayı servisine götüreceğiz. Boyasını yapacaklar olmadı kapıyı komple değiştirecekler. Ama servis yaptığı için zarar kaydı olacak. Bu da satışta arabanın değerini düşürecek. Ayrıca kasko karşı tarafa yıpranma masraflarından dolayı dava açacak. Karşı taraf en az 7000 tl zarara girecek.

2. Arabayı tamirciye götüreceğiz deliği onaracak, boyayacak. Zararı yine karşı taraf ödeyecek. Ayrıca bir miktar yıpranma payı da ödeyecek. Arabanın zarar kaydı olmayacak. Olay kapanacak.

Bizim düşüncemiz önce 2.yi teklif etmek. Ama eğer kabul etmezse, parayı elden vermeyip kaskoyu falan araya sokarsa 1. seçeneğe başvuracağız. 

Ha bi de karşı taraf ilk önce şey dedi, kaza yapmış gibi gösterelim bizim kasko ödesin. Sinsiliğe bakar mısınız? Bildiğin evrakta sahtecilik yapalım diyor! Senin büyük kamyonun olsa da park ederken sürttüm desen hadi belki inanırlar ama o da yok? Adamın niyeti belli, cepten para çıkmasın kasko ödesin hem de kendi arabasında önceden olan çizik kırık göçük kasko tarafından yapılsın. Yemezler. 

Mağdur olan taraf biziz. Benim arabam park halindeyken gelip arabada delik açtılar. Zararı onlar ödeyecek mecbur. Tutanak var, kamera var, görgü şahidi var.. Pazartesi günü adamla konuşuruz. Sanayide yaptırmayı kabul ederse olay büyümeden kapanır. Ama kabul etmezse yine pazartesi günü arabanın servisine gidip konuşacağız, yaptıracağız. Bizim kapı değişecek, kasko onlara dava açacak. 

Dediğim gibi araba yaptırılır ama satılırken değeri düşecek. Hayır benim bir suçum olsa tamam, eyvallah ama suçum ne? Arabayı normal, herkesin park ettiği bir yere park ettim gidiyordum onlar gelip çarpıp tezgahı düşürdüler. Durduk yere arabanın değerini düşürdüler. Bir şekilde ödemeleri lazım diye düşünüyorum. Siz ne diyorsunuz?

Görüyorsunuz, şu güzel bayram gününde bir anda tüm neşemiz kaçtı. Akşam eve gelince de asansörde kaldık. Yani bugün aksilikler peşimizi bırakmadı. Nazar çıktı diye kendimizi avutuyoruz, bilmiyorum belki de haklıyız.

Neyse ya, ne demiş Selimî? Ne dem baki ne gam baki!

Elbet bu üzüntümüz de geçecek ama tatsız bir anı olarak daima burada duracak...





Bu arada, kaza falan derken söylemeyi unuttum. 

HERKESE İYİ BAYRAMLAR ^-^


6 yorum:

  1. Gerçekten de padişahın dediği doğru her şey geçici bu dünyada, sonuçta ne zaman bilmesek de hepimiz gitmek için geldik. Yeter ki, elden ayaktan düşmeyelim, korkunç şekilde ölmeyelim tek isteğim bu:( arabanıza nazar değmiş bence çok inanırım nazara, batıl inancım yoktur ama nazar farklı bir şey. Hatta bence hiç yaptırmayın öyle kalsın nazara karşı çok iyi olur. Geçmiş olsun, cana gelmesin mala gelsin denir ya..iyi ki size bir şey olmamış..
    Sevgiler Kamer'ciğim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim ablacım :) Allah her şeyin hayırlısını versin. Ben de nazar değdiğine inanıyorum ve aslında nazarın çıkması çok iyi oldu. Dediğin gibi abla, cana geleceğine mala gelsin :)

      Sevgilerle ^-^

      Sil
  2. Herşeye amannn diyeceksin.:)) haa bazen olur can sıkıntısı o zaman sen zaten bulmuşsun en güzel sözü.:)) bu arada bayramın önemini anlamış olmanız beni çokkk mutlu etti.:) Bence bütün aksilikler bunun gerisinde kalmalı.:)) İYİ BAYRAMLAR.:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederimm :)) Sana da iyi bayramlar ^-^

      Sil
  3. çok güzel anlatmışsın hepsine katıldım. ama sonda üzüldüm. hangisini yapmak lazım bilemedim valla bunu bu işlerden iyi anlayan birine sorun bence. evet ikincisi daha kolay gibi duruyor ama bilemedim yanii. şanssızlık. arabanız da ne güzelmiş. ne ki markası anlayamadım. geçmiş olsuun. bi de maşallah evet iyi yol gidip gelmişsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Deep :) Toyota Corolla arabanın markası. Ayy şu araba mevzusunda her kafadan bir ses çıkıyor biri öyle diyor biri böyle diyor hangisini dinleyeceğimizi şaşırdık. Ama bizim şu an aklımızda olan önce 2.'yi teklif etmek, olmadı 1.'yi uygularız.
      Tekrar teşekkür ediyorum :))
      Sevgilerle ^-^

      Sil