17 Ekim 2018

En Uzun Hafta Sonu

Bir kızın kişisel web günlüğü gibi çok özgün bir sloganla açtığım blogumun yeni sloganını ''bir kızın ailesinin hastalık defteri'' olarak değiştirmeyi düşünüyorum. Çünkü yıllardır bir ayakları hastanede olan bir aileyiz.

Annemle babamın yıllarca çocukları olmamış; çocukları olsun diye hastaneye gitmişler,
Çocukları olan zat-ı şahane yani ben doğmuşum; 14 yılı hastanede geçirmişiz,
Ben iyileşmişim annemin hastalıkları çıkmış onun için hastaneye gitmişiz,
Annem iyileşti derken de babam hastalanmış, son 2 yıldır da onun için hastanelere gitmişiz.

Babannem babamın göbeğini, anneannem annemin göbeğini, annem de benim göbeğimi hastanede düşürmüş herhal ki bir ayağımız hastaneden eksik olmuyor...



Geçen cumartesi yine bir hastalık yüzünden hayatımın en uzun hafta sonunu yaşadım. En başından anlatayım:

9 Ekim Salı günü üniversitenin açılış töreni olduğu için o gün olan tüm dersler iptal edilmişti. Ertesi gün de sadece Osmanlıca dersim vardı ki Osmanlıcayı zaten biliyorum. O yüzden ben de biletimi aldım ve Salı günü sabahtan Ankara'ya geldim.

Pazar gecesi geri dönmeyi düşünüyordum, pazara kadar hem ailemle zaman geçiririm hem de kendi okulumda bazı işlerim vardı onları hallederim diye düşünmüştüm. Öyle de yaptım. Salı günü kampüse gidip eksik olan bazı evrakları tamamladım, o evrakları postayla gideceği yere yolladım... Bir ton iş yaptım. İşlerimi hallettikten sonra da kampüste boş boş oyalandım. Çünkü şu an küs olduğum en yakın arkadaşım Tiyatrocu bu sene benim üniversiteyi kazanmış. Belki onunla karşılaşırız da konuşuruz umuduyla oyalandım, ama karşılaşamadım. Bu arada onunla neden küstüğümü ve neden şimdi barışmak istediğimi ayrı bir yazıda anlatacağım.

Her neyse, salı günü işlerimi hallettikten sonra eve döndüm. Ailemle olan işlerimi hallettim. Yani onları arabayla gidecekleri yerlere götürdüm, getirdim, gezdik, dolaştık, turşumuzu kurduk... Güzel güzel zaman geçirdik.

Biz asıl önemli olan cumartesi gününe gelelim...

Cumartesi günü daha önce baş sağlığına gidemediğimiz bir yere baş sağlığına gidecektik. Babamın arkadaşının eşinin eniştesi ölmüştü. Çok uzak gibi geliyor ama aslında yakın. Yani babamın arkadaşı dediğim kişi bayağı yakınımız. O nasıl babamın hastalığının her anında yanımızdaysa biz de onun bacanağının hastalığının her anında yanlarındaydık.

Adam birkaç ay önce ölmüştü ama baş sağlığına gidememişik. O gün annem, kardeşim, ben ve annemin bir arkadaşı birlikte başınız sağ olsun ziyaretine gidecektik. Ama babamın arkadaşının eşi ''hastayım, gelmeyin'' diyince gitmedik. Yani aslında çok ayıp. Mesela bizde misafire ''Hastayım, gelmeyin'' denilmez. Hasta olsak da o misafir ağırlanır. O kadın biraz değişik biri zaten. Ama Allah'a şükürler olsun ki öyleymiş. Neden böyle dediğimi anlayacaksınız...

Kadın bize gelmeyin diyince biz de hafta sonu boş boş evde geçirmeyelim diye Kırıkkale'ye, dayılarımın yanına gidelim dedik. Kardeşim ertesi gün arkadaşıyla buluşacağı için bizimle gelmedi. Annem, babam ve ben yola çıktık, giderken dayımın Karapürçek'de oturan kızını ve torununu da yanımıza alıp Kırıkkale'ye doğru yola çıktık. Ha bu arada, şoför bendim!

İlk uzun yol deneyimimi başarıyla atlattım. Yanımda yedek şoför bile olmadan -babam hasta olduğu için onu saymıyorum- ailemi sağ salimce Kırıkkale'ye ulaştırdım. Büyük dayımların bakkalı var. O bakkalın önünde oturuyorduk. Oraya varalı yarım saat ya oldu ya olmadı, sohbet, muhabbet derken birden annemin sesini duydum:
''Hayatım iyi misin?''

Babama bi baktım, adamın rengi bembeyaz olmuş, gözünün karası bile sönmüş, başı yan yatmış, konuşmaya mecali yok... Hemen babamın başına üşüştük. Ensesini, bileklerini suyla yıkadık, ambulansı aradık... Yine mi pıhtı attı yoksa diye düşündük. Bilinci açık mı değil mi anlamak için sorular sorduk... Bilinci açıktı. O an Kırıkkale'de olduğumuzu biliyordu. O zaman belki şekerden olmuştur dedik, meyve suyu ve şeker verdik. Ondan sonra biraz kendine geldi. Rengi falan biraz düzeldi.. Sonra ambulans geldi, bizi hemen Yüksek İhtisas'a yetiştirdi. Annemle babam ambulansta; dayım ve yengem benim dörtlüleri yakarak sürdüğüm arabada hastaneye yetiştik.

Acilde müdahale ettiler, tansiyonunu şekerini ölçtüler, kan aldılar. Zaten o sırada babam da kendine gelmişti. Tansiyonu 8/5 şekeri 256 çıktı. Biraz zaman geçtikten sonra ikisi de biraz daha düzeldi. Ama kanda hiç ummadığımız bir sonuç çıktı. Troponin T adı verilen değer aşırı yüksekti.

Aslında kalpte bulunan bir hormon olan Troponin kalpte meydana gelen bir hasar sonucu kana karışırmış. Yani kalp krizi sonrası...



Babamın kalp krizi geçirdiğini idrak etmem uzun sürdü. Şekeri vardı, tansiyonu vardı, kolestrolü vardı... ama kalp... kalp krizi geçirdiğini hiç düşünememiştim.

Şansımıza o gün acilde nöbetçi olan doktorlardan biri nöroloji biri de kardiyoloji uzmanıydı. Kardiyoloji uzmanı babamı anjiyoya aldı. Kalbi besleyen ana damar %90 tıkalı çıktı. Doktor:

''Normalde bu durumda olan bir hastaya baypas(bypass) yapmamız gerekir. Ama baypas olan hastalar ameliyattan sonra sürekli hareket etmek zorunda. Sizin hastanız yürümede sorun çektiği için ona baypas yapamayız. Kalbin tam girişine stent takabiliriz ama bu da çok riskli. Yani açık konuşmak gerekirse hastayı kaybetme ihtimalimiz var'' dedi.

Ben orada koptum zaten.

''Ne ameliyatı?! Biz Ankaraya gidicez! Oradaki doktorlara da sorarız! Daha sizin adınızı bile bilmiyoruz! Bir doktor dedi diye hemen ameliyata mı alıcaz!''

Üzüntü, korku, sinir, öfke... O an tüm bu duyguları karışık olarak yaşıyordum. Ne söylediğimi bile bilmiyordum...

Doktor:

''Haklısınız, ama hastanın durumu gerçekten çok ciddi. Şöyle diyim, ameliyat olursa sağ çıkma şansı %10. Ama ameliyat olmazsa bu kriz tekrarlanır. Ankaraya gidelim diyorsunuz, belki yoldayken tekrarlanır belki varınca. Ama mutlaka olacak ve o zaman hiç şansınız olmayacak. Bakın ben bu konuda yeterince deneyime sahip olduğumu düşünüyorum. Bu ameliyatı yapabilirim. %10 bile olsa babanızın kurtulma şansı var. Kendi babam veya dedem bu durumda olsa onlara da bu ameliyatı yapardım. Tabi siz yine düşünün, bir 5 dk size müsaade ediyim, kararınızı bildirin'' dedi ve gitti.

Ağlamaktan konuşmayı bırakın düşünemiyordum bile. Tamam, babamla aram çok iyi değildi ama doktor elimin bile yazmaya gitmediği şeyin olacağını söylüyordu. Annem ve dayılarım vardı. Bir yandan beni sakinleştirmeye bir yandan düşünüp karar vermeye çalışıyorlardı. Amcamları aradılar onlara durumu anlattılar. Sonra hep birlikte ameliyatın olmasına karar verdiler. Siz olsanız ne yapardınız? %10 da olsa o şansınızı denemez miydiniz? Biz denedik.


O bekleme süresi... Ameliyat kaç dakika sürdü bilmiyorum. Zemin katta, anjiyografi ünitesinin önünde kaç saat kaç dakika bekledik bilmiyorum... Dua ettim mi, ettiysem hangi duaları ettim, ne dedim ne demedim bilmiyorum.

Babamla az zaman geçirdiğim için, onlardan kaçıp İstanbul'a gittiğim için pişmandım. Okulu bırakmayı düşünüyordum. İçerden kötü bir sonuç çıkarsa ben de ölmeyi düşünüyordum...

Doktor içeriden çıkıp da ''gözünüz aydın'' dediğinde yaşadığım duygu... Hangi kelime tarif eder bilmiyorum. Babam içerideyken litrelerce akıttığım gözyaşları göz pınarlarımı kurutmamış. Kurutmamış ki mutluluktan ağlayabildim.

Sonra babam ameliyattan çıktı. Bilinci açıktı, keyfi yerindeydi. Çıktığında ilk önce dayımın küçük oğlunu gördü. Ona adıyla hitap etti. Sonra onu yoğun bakıma çıkaran asansördeyken dayıma
''Çok iyiyim, göğsümün rahatladığını hissediyorum'' demiş.

Yoğun bakımdayken de keyfi yerindeydi. Bir gece yoğun bakımda müşahede altında tuttular. Babam yoğun bakımdayken biz de dayımın hastaneye yakın olan iş yerine geçtik. Orada sabahtan beri boş olan midelerimizi doldurduk. Yengemin sardığı lahana dolmalarından yedik, çayımızı içtik. Yarım saat sonra falan da Ankara'dan amcalarım, babannem ve kardeşim geldi. Amcamlarla babannem 15 dakika durup gittiler. Tabii ki bize bi geçmiş olsun falan da demediler. Neyse, boşverin onları ya, onları Allah'a havale ediyorum. Babam yoğun bakımda hasta yatarken ''amcanın elini öp'' diyen babannemi de Allah'a havale ediyorum.

Hayır bi de şunu düşünün, Allah korusun babama bir şey olsaydı bu insanlar ne derdi?
''Hasta adamı alıp Kırıkkale'ye kardeşlerinin yanına götürdü de adamı ...(yazmaya elim varmıyor)''

Şerefsizler. Oysa babam annemden de bizden de daha çok istiyordu oraya gitmeyi. Babam gezmeyi seven bi adam. Dayımlar bize geldiğinde ''kardeşin beni size getirmiyor'' falan diye onlara sataşırdı. Taa yazdan beri istiyordu da biz gitmiyorduk. O gün gideceğimiz varmış o gün gittik o gün de babam hastalandı.

Allahım her şeyi o kadar güzel bir plana göre yaratmış ki ondan korkmayan taş olsun. Ya o gün babamın arkadaşının evine baş sağlığına gitseydik? Babam evde tek kalacaktı ve o kriz yine olacaktı. O gün Kırıkkaleye gitmeseydik? Evde otursaydık? Ben bi odada annem bi odada babam bi odada... belki çok geç fark edecektik? O gün Kırıkkaleye bir saat geç çıksaydık? Kriz bizi yolda bulacaktı. Kırıkkaleye gittikten sonra annemin köyüne gitmeyi düşündük sonra vazgeçtik. Ya köye gitseydik? Kriz bizi yolda veya köyde bulsaydı? Diyorum ya o gün Kırıkkaleye gideceğimiz ve şifayı orada bulacağımız varmış. O gün Kırıkkalede olmamız, acilde kalp ve beyin doktorlarının nöbetçi olması... Bunların tesadüf olduğuna inanmıyorum. Bu kaderdi. Babamın yiyeceği ekmeği vardı.


Geçen sene Ankara Gazi Hastanesinde de anjiyo olmuştu ama doktor ''çok riskli'' diyip ameliyat etmemişti. O gün acilde o kalp doktoru nöbetçi olmasaydı, diyelim oldu o riski göze almasaydı babam bugün burada olmazdı...

Her şey için Allah'a şükürler olsun.



Yoğun bakımdan sonra bir gün de gözlem amaçlı serviste yattı. Babam servisteyken de kendimizi bir anda mafya çatışmasının içinde bulduk. Belediye başkanının oğlu kafasından silahla vurulmuş. Hastane ana baba günüydü. Haberlere çıkmadı ama hastane bahçesinde herkes olayın mafya meselesi olduğunu söylüyordu. Allahtan büyük bir şey olmadı. Başkanın oğlunu da Ankara'ya nakletmişler. Allah şifasını versin.

Bize dönecek olursak, babam pazartesi sabahtan taburcu oldu, biz de hemen aynı gün Ankaraya evimize geldik. Şimdi babam iyi Allah'a şükür.

Yaa arkadaşlar. Hayatımın en uzun hafta sonunu da böylelikle geçirmiş oldum. 19 yıllık hayatımda akıtmadığım göz yaşımı o iki günde akıttım. Babamın şifayı bulmaya Kırıkkaleye gelmesi başka şeylere de vesile oldu. Küs olan dayımlar az da olsa yakınlaştı. Bizimle küs olan, evimize bile gelmeyen amcamlar anamın yarı memleketi olan Kırıkkaleye geldiler. -O 15 dakikanın haricinde ertesi gün bir daha geldiler-. Hastane ana baba günüydü. Amcamlar, dayımlar, amcamın dünürleri, annemin akrabaları... Ulan bir araya gelmeniz için illa hastalık mı olması gerekiyor be! Neyse durum bu ayrı bir konu, buna başka bir yerde yeri gelince yine sitem ederim.

İşte böyle... Geçen salıdan beri Ankara'dayım. Babam hastalanınca kalmak zorunda kaldım, bırakıp gidemedim. Bu pazar gideceğim inşallah. Babam da zaten iyi çok şükür.

Sadece annem biraz şikayetçi :D Onun olayı da şuna döndü:


İstanbul'a gittiğimden beri Ankara'da daha çok zaman geçirdim :D Çünkü üstü üste 5 günüm boş! Ben ne yapıyım! Ama bu gidişimden sonra 1 ay falan gelmeyeceğim. İstanbul biraz kafamı dağıtsın değil miii!

20 yorum:

  1. Çok çok geçmiş olsun. Allah acil şifalar versin. Rahmetli babamın bypasından bende bilirim o olayları. Bol bol yürüyüş ve her gün 1 elma tüketsin. Kısa zamanda toplar.
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin 🙏🏻 Hem iyi dilekleriniz hem de öneriniz için çok çok teşekkür ederim.
      Babanıza Allah'tan rahmet dilerim, nur içinde yatsın 🙏🏻
      Sevgilerle,

      Sil
  2. Aaaaa!!!!! Kamer'ciğim neler olmuş! Çok çok çok geçmiş olsun canım, babanın kritik ameliyatı başarıyla atlatmasına çok sevindim, Allah tamamına erdirsin, şifalar diliyorum. Bir geçmiş olsunu esirgeyen amca ve babaanneye ne diyeyim bilemiyorum:( bundan sonra yüzünüz gülsün inşallah.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin Müjde Ablacım çok teşekkür ederim.. Allahlarından bulsunlar, çektirdiklerini çeksinler ne diyim başka :((
      Sevgilerle ^-^

      Sil
  3. Zor bir hayatın olmuş Kamer,

    Allah kolaylıklar versin.. geçmişler olsun.. demek ki güçlü bir insanmışsın ki taşıyabiliyorsun tüm bunları.. Allah kimseye taşıyabileceğinden fazla güçlük yüklemez.. elbet mükafatını görürsün..

    başarılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.. Bazen benim de taşıyamadığım zamanlar oldu ama hepsini atlattım çok şükür.. Bu günler de elbet bir gün geçer. Allah her şeyin hayırlısını, doğrusunu, güzelini nasip eder..

      Sevgilerle ^-^

      Sil
  4. Kısacık bir zamana bunca olay ve dediğin gibi ne çok hikmetleri ne çok yardımları olmuş Allah'ın,sayısız kere şükürler olsun canım çok geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Gerçekten öyle, biz o gün gezmeye değil şifa bulmaya gitmişiz haberimiz yokmuş. Halimize şükürler olsun :)
      Sevgilerle ^-^

      Sil
  5. Merhabalar.
    Önce babanıza çok geçmiş olsun. İnşAllah bundan sonra böyle bir sıkıntı daha yaşamazsınız. Yeri gelmişken söyleyim. Biz de aynı sizin gibi hastaneciyiz. Cenab-ı Allah'a şükürler olsun. Allah bu günlerimizi elimizden almasın ve aratmasın. Hastalık da sağlık da biz insanlar için. Ama her gün bir ayağı hastanede olmak kadar zor bir şey yok. Çünkü hastanedeki işlerimiz başkalarının katılımıyla yürüyor. Sizin yine işiniz rast gitmiş. Ya bir de aksilikler yaşasaydınız. Allah hastalarımıza, hasta yakınlarımıza ve sağlık personeline sabırlar versin. Hasta da haklı, hasta yakını da haklı, personel de haklı. Burada haksız olan bir şey var, o da sistemin, personelin ve donanımın yetersizliği. Sizlere sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler dilerim.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin, çok teşekkür ederim Recep Bey. Allah herkesin işini rast getirsin. Hasta olmak da zor, hasta yakını olmak da zor, personel olmak da zor..
      Hastalıktan ve hastaneden bazen şikayet ediyoruz ama Allah onları da eksik etmesin, onlar da ihtiyaç.
      Güzel yorumunuz için tekrar çok teşekkür ediyorum,
      Sevgiler ve saygılarla,

      Sil
  6. Çok geçmiş olsun canım. Acil şifalar diliyorum babana🙏

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin, çok teşekkür ederim Yıldızcığım..
      Sevgilerle ^-^

      Sil
  7. ay yaa vallla gözlerimden yaş geldi. çok çok geçmiş olsun babana. neyse bak iyi şimdi ayyy keyfi de yerinde belli. akraba kaynaşmasına vesile oldu yani bir de. hadi üzülme artık herkes iyi gözüküyoo. o twit de çok komiik :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Deep. Allaha şükür babam şimdi gayet iyi :) Eskisinden daha iyi hatta..
      Akrabalar da hastalık geçince eski hallerine döndüler. Umarım onlar için de her şey düzelir bir gün..
      Sevgilerlee ^-^

      Sil
  8. Ah ah...
    Okuduktan sonra boş boş baktım yazdıklarına...
    O kadar içerledim ki.

    Öncelikle inşallah arkadaşınla yeniden görüşmeye başlarsın.
    Ardından umarım baban ve tüm ailen daha sağlıklı bir hayata sahip olursunuz, huzurla...
    Onun dışında...
    Yolun ve bahtın açık olsun Kamer.
    Blogunu henüz keşfedip izlemeye aldım, ancak yazdıkların, bahsi geçen konular... Öyle kalpten yazılmış ki.
    Memnun oldum çok.

    Tekrar şifalar diliyorum, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle hoş geldiniz, sefa getirdiniz efenim..
      Güzel yorumunuz ve iyi dilekleriniz için çok ama çok teşekkür ederim..
      Allaha şükür her şeyi yoluna koyduk. Annem, babam, ben, kardeşim.. hepimiz iyiyiz. Sadece bu olaylar ruhani açıdan biraz yıprattı. Varsın olsun, bir şekilde atlatırız. Sizin gibi değerli blog arkadaşlarımın olması; onlarla dertleşmek, fikir alışverişinde bulunmak, sohbet etmek bana çok iyi geliyor. Hepiniz iyi ki varsınız :)
      En yakın arkadaşımla barışmak için de ufak bir adım attım. Attığım adımı henüz bilmiyor ama vakti geldiğinde öğrenir. Olacağı varsa olur yoksa da yapacak bir şey yok :(

      Yorumunuz için tekrar çok teşekkür ediyorum. Tanıştığıma da çok sevindim :)
      Sevgiler ve saygılarla ^-^

      Sil
  9. Çok geçmiş olsun Allah acil şifalar versin. Bol bol yürüyüş ve olumlamalar ile inşallah sağlığına tez zamanda kavuşursunuz ailecek. Uzun, mutlu ve birlikte nice yıllar dilerim ailenizle. İyi çalışmalar sitenizi yeni keşfettim bu arada hoşuma gitti. Ben de sizi beklerim siteme ):

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin.. Dualarınız, iyi dilekleriniz ve güzel önerileriniz için çok teşekkür ederim.
      En kısa zamanda iade-i ziyaretimi yapacağım :)

      Sevgilerle ^-^

      Sil
  10. Çok geçmiş olsun, yüreğim ağzımda okudum. Sen yazarken cümleleri kurabilmen bile takdir edilesi. Ameliyatta %10 başarı ihtimali berbat bir oran. Bunu isteyen doktor da siz de çıldırmış olmalısınız diyeceğim, sonu çok şükür başarılı bitmiş. Tüylerim diken diken oldu, çok zor olmalı, sen neler yaşamışsın. Hayatın akışında ne kadar gereksiz kırgınlıklar yaşıyoruz, yaşatıyoruz. Değer mi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa.. herkesin kendine göre bir takım dertleri var elbet ama sevdiğini kaybetme korkusu... Allahım kimseye yaşatmasın o korkuyu :( Her şeyin hayırlısını nasip etsin. Babamla aram pek iyi değildir. Bir kavga eder bir barışırız ama babam işte. Öyle veya böyle birbirimizi kırmaya üzmeye hiç değmiyor... Bunu öğrenmiş oldum. Dediğim gibi Allah her şeyin hayırlısını nasip etsin..
      Sevgilerle ^-^

      Sil