16 Aralık 2018

Ben Geçen Ay Neredeydim?

Herkese selam!! Haftalardır yazmadığımın ve yazmaya yazmaya paslandığımın farkındayım. Son blog yazımdan bu yana çok şey oldu. Hepsini yazmak için yeltendim ama yazamadım. Cümle kuramadım, yazdığımı beğenmedim, sildim. Şu anda da aynı durumu yaşıyorum. Yazmaya yazmaya cümle kurmayı ve haliyle blog yazmayı unuttum. Ama hatırlamam lazım. Nasıl yazdığımı, yazarken neyden güç aldığımı hatırlamam ve tekrar yazmam lazım. Eğer yazamazsam Haldun Dormen'le tanıştığımı, İlber Ortaylı'dan imza aldığımı, gezdiğim pasajları, aldığım şapkaları, gittiğim filmleri, okuduğum kitapları, aldığım notları, dinlediğim şarkıları nasıl anlatırım! Annemin yeni damadını nasıl anlatırım! :D



Şimdi hepsini anlatmaya başlayacağım ama kronolojik olarak veya önem sırasını göz önüne alarak değil. Aklıma geleni yazıcam o kadar.
Beni ennnn mutlu edenlerden biriyle başlayım! Tiyatronun yaşayan efsanesi Haldun Dormen'le tanıştım!!! Oyununu izledim, onunla sohbet ettim, fotoğraf ÇEKİNDİM! -Bunu niye büyük harfle yazdığımı az sonra anlayacaksınız.- Ben en baştan anlatıyım:

Kasım ayının başlarında can sıkıntısından instagramdaki çekilişlere katılıyordum. Hani çıkması zor biliyorum ama umut da fakirin ekmeği işte. Böyle Haldun Dormen'in oyunları, Ferhangi Şeyler gibi oyunlar için çekilişlere katılıyordum. Sonra bi baktım bi çekilişi kazanmışım. Haldun Dormen'in Küllerin Arasından adlı oyununa 2 kişilik bilet!

Çekilişle kazandığım 2 kişilik biletin 2. kişisi için oda arkadaşlarım arasından bir çekiliş de ben yaptım. Benim yaptığım çekilişi kazanan takma adı Piraye olan arkadaşım oldu.Oyun günü akşam saatlerinde onunla Şişli Metrosunda buluştuk. Sonra da ordan yürüyerek oyunun oynanacağı Profilo AVM'ye gittik. Böyle bileti alacağımız zaman ben ''uff çekilişle bilet kazandım kesin en arka köşede falan iğrenç bir yerdedir'' diyordum ama koltuklarımız tam orta sıranın ortasındaydı! Boşu boşuna insanların günahını aldım. Neyse bu yüzden onlardan özür diliyorum ve onlara Allah razı olsun diyorum.

Neyse, oda arkadaşımla gittik oyunu izledik, güldük, eğlendik, şaşırdık... Benim aklımda en çok kalan kısım şu oldu :
Haldun Dormen oyunda Cahit Güney isimli eskiden çok ünlü olan ama yaşlandıkça ününü kaybeden bir yıldızı canlandırıyor. Onu tanıyan genç bir tiyatrocuyla arasında şu diyalog geçiyor:

T: Tiyatrocu CG: Cahit Güney
T: Aaaa siz Cahit Güneysiniz!
CG: Evet.
T: Sizinle bir fotoğraf çektirebilir miyiz lütfen!
CG: Çektirebilir miyiz değil! Çektirebilir miyiz değil! Çekinebilir miyiz. Size öğretmiyorlar mı bunları?!

Evet aklımda en çok kalan sahne bu oldu. Neyse öyle böyle derken oyun bitti. Salonda inanılmaz bir alkış furyası oldu. Oyundan sonra salon yavaş yavaş boşaldı. Saat de bayağı geç olmuştu ama biz salondan çıkmadık, aksine sahneye doğru indik. Çünkü oyuncularla -özellikle de Haldun Dormen'le- tanışmak istiyorduk.

Sahnedeki görevli ''biraz bekleyin birazdan çıkarlar'' dedi, biz de beklemeye başladık. O sırada televizyondan birkaç tane tanıdık sima gördüm ama isimlerini bilmiyorum. Hatta biriyle burun buruna geldik çarpışmaya milim kala durabildik. Ama onun da adını hatırlamıyorum. Böyle böyle biz beklerken ve ünlü görmüş masum köylüler olarak etrafımıza bakarken birden bir ünlü daha gördük. Oda arkadaşım Piraye ile aynı anda tepki verdik ama benimki daha ince bir tepkiydi:
(B: ben, P: Piraye)

B: Aaaa Nevra Hanım!
P: Aaaa Dudu Periiii!!!

Hemen oda arkadaşıma döndüm ve dedim ki :
''Dudu Peri ne! Nevra Hanım desene!''

Allahım yemin ederim ben akıllanıyorum ya. Çünkü bu dudu peri tepkisini ben kendimden beklerdim. Böyle birkaç yıl önce olsa kesinlikle ben de Dudu Periii derdim ama şu son 4 yılda falan bayağı olgunlaştım. Baştaki ''aaaaa'' tepkisini saymazsak gayet kibar bir şekilde ;
''Aaaaa Nevra Hanım! İyi akşamlar'' dedim :D O da iyi akşamlar dedi ve gitti. Ama biz nasıl mutluyuz nasıl mutluyuz anlatamam. Nevra Serezli'yi yaşımız gereği çocukken izlediğimiz Sihirli Annem'den tanıyoruz. Böyle çocukluk kahramanımız gibi bir şey. Kısa da olsa onunla sohbet etmek bizi çok mutlu etti. O gitti biz hala birbirimize bakıp sırıtıyoruz falan :D

Neysee, biz biraz daha durduktan sonra görevli ''kulise inin orda görürsünüz oyuncuları'' dedi. Biz yine tamam dedik ve aşağı kulisin önüne indik. Bu arada saat bayağı geç oldu. Böyle gece 12 falan olmuştur. Bekliyoruz bekliyoruz kimse yok. Yani daha doğrusu herkes var ama Haldun Dormen yok. Diğer oyuncular çıktı gitti Haldun Dormen hala yok. ''Görevli bizi kekledi. Aşağı inin dedi Haldun Dormen'i yukarıdan çıkardı'' falan diye konuşuyoruz ama öyle olmamış. Birkaç dakika sonra Haldun Dormen'in kulisin kapısından bize doğru geldiğini gördük!

''Ooo gençler'' dedi, ''Burada beklediğinizi bilmiyordum. Bilseydim gelirdim. İşe bak, ben orada boş boş oturuyorum hiç demiyorlar dışarıda sizi bekliyorlar diye. Kusura bakmayın lütfen beklettiğim için'' dedi. Allahım dedik ölüyoruz bu nasıl bir sanatçı?! Bu nasıl bir kibarlık, bu nasıl bir naiflik, bu nasıl bir ince gönüllülük! 90 yaşındasın, tiyatronun yaşayan efsanesisin; Haldun Dormen'sin ve bizi beklettiğin için özür diliyorsun. Biz sizden özür dileriz efenim biz sizden özür dileriz. Böyle karşımdaki insanın muhteşemliği altında ezilerek, ama bir o kadar da gururlanarak ve mutluluk duyarak Haldun Dormen'e bakıyordum! Yanına gittim ve dedim ki:

''Merhaba efendim''. O da ''Merhaba'' dedi. Ben böyle sanki anormal bir şey demiş gibi, çocuğunun ilk defa bir kelime söylediğini duyan anne gibi sırıtarak adama bakıyordum. Bir şey diyemeden kaldım böyle, adam beni bozmamak ve sohbeti devam ettirmek için ''Evet'' dedi :D
''Efendim,'' dedim, ''Fotoğraf ÇEKTİREBİLİR MİYİZ?''

Bana baktı ve :
''Çektirebilir miyiz değil! Çektirebilir miyiz değil! Çekinebilir miyiz. Oyunda bile var izlemedin mi'' diyip güldü :D

O an Piraye başta olmak üzere orada fotoğraf ÇEKİNMEK için bulunan herkes gülmekten öldü. Ben ise ''Haldun Dormen bana espri yaptı! Haldun Dormen benimle konuştu!'' diye düşünmekten gülemiyordum sanırım :D

''Afedersiniz. Çekinebilir miyiz lütfen'' dedim, o da o kadar kibar bir şekilde ''çekinebilir tabii'' dedi ve unutamayacağım insanla unutamayacağım o güzel fotoğrafı ÇEKİNDİM!


Haldun Dormen gibi bir ustanın yanında hiç bulunmadığım için nasıl duracağımı da bilmiyordum! Allahım ellerime baksanıza!! Ne kadar gergin olduğumu anlamak için yüzüme bakılmasına gerek bile yok, duruşumdan her şey belli!! Zaten suratımı görseniz o da ''Haldun Dormen elini omzuma attı'' dercesine mutlu, heyecanlı, gergin ve şaşkın bakıyor!

Yine de muhhhteşem bir anı oldu benim için! Onun gibi bir sanatçıyla tanıştım, fotoğrafımı çekindim, ne varsa eskilerde var lafının doğruluğunu gözlerimle gördüm!
O gün yurda saat tam 1'de gittik! Ama çekindiğimiz fotoğrafları görevli ablaya gösterince hiçbir şey demedi. E Haldun Dormen yani abi!!!! Onun oyununa gittik, onunla fotoğraf çekinmek için bekledik falan diye anlattık ve hiçbir şey demedi. Aksine o da bizim kadar sevindi ve gurur duydu!

Bitmoji Image

Şimdi diğer bir anıma geçiyim, İlber Ortaylı'dan imzalı kitap aldım!! Evet böyle yazınca büyük bir şey gibi durmuyor ama Neil Armstrong aya ayak basınca ne demiş? ''Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım'' Ben de bir tarihçi adayı olarak diyorum ki ''İnsanlık için küçük, benim için büyük bir adım!''

Mustafa Kemal Atatürk adlı kitabımı TÜYAP'ın son günü gelen İlber Hoca'ya imzalattım. İmza için 2 saat kuyrukta bekledim ama beklediğime değdi ve o imzayı aldım! Fotoğraf da çekindim ama o fotoğrafta hocanın bana bakışı 

''Tarih anlatmak buna mı kalacak'' bakışı gibiydi. Bakınız şekil 1.A :

Bakınn saçlarım da bayağı uzadı ^-^
Ondan sonra.. başka neler yaptım. Mesela birçok yere gittim. İstiklal'deki pek çok pasajı gezdim, oralardan kendime şapkalar falan aldım. Böyle benim meşhur kırmızı şalımla birleşince 50'lerden fırlayıp gelmiş gibi durdum falan. Çok hoş oldu. 
2 yıldır beklediğim Fantastik Canavarlar II filmine gittim. 
TÜYAP'tan çok güzel kitaplar, posterler, defterler ve bir adet Cem Karaca'lı çanta aldım! 
Vizelere girdim ve genel olarak iyi geçti diyebilirim. Şimdi finallerimi bekliyorum. 24 Aralık'ta başlayıp 31 Aralık'ta bitecek. 31 Aralık günü sınavdan çıkar çıkmaz son trene yetişip Ankara'ya geleceğim ve inşallah yılbaşını ailemle geçireceğim. Yeni yıla nasıl girersen öyle geçer derler ya, umarım yetişirim ve yeni yıla ailemle, sevdiklerimle girerim ^-^

winter holiday tinsel and lights

Haaaaaaaa ennnnn önemlisi BEŞİKTAŞ'a gittim!!!! Maça gitmedim ama şöyle oldu; maç günü stadyuma gittim :D İki defa gittim. Birisi Sarpsborg birisi de Galatasaray maçıydı. İkisinde de maç günü stadın ordaki Beşiktaş yazısı ve kartal heykelinin ordaydım. İki maçı da Beşiktaş Çarşı'da takip ettim. Ve iki maçı da kazandık!! Acaba yeni bir totem mi yapsam? Baksanıza semte gittiğimde maçı kazanıyoruz ve totem şimdilik 2/2 işe yaradı!

Bitmoji Image

Gelelim son meseleye... annemin damadı!!!! Ya da damatları mı desem. Çünkü hem kardeşimin hem benim var! Kardeşiminki Gölbaşılı, yani Ankaralı. Benimki biraz daha uzaktan. Benimkini geçin, ben kardeşiminkini anlatıyım: belki diğer postlarda yazmışımdır ''ben İstanbul'a okumaya gittim diye kardeşim üzüldü 3 beden zayıfladı '' diye. Meğer benim için değil aşk için zayıflamış :D .Ufff bee ben de havalara girmiştim!!

Böyle odasına kapanıp çıkmıyordu, sürekli evlilikten bahsediyordu, bize köyü falan soruyordu (meğer oğlan köy taraflarında yaşıyormuş ahsfsofj)... eee annemle ben de salak değiliz birinin olduğunu anladık. Ya da tamam ben salağım anlayamadım ama annem anladı. Dedi ki ''Bu salak kesin birine aşık oldu. Kesin dayının kızına anlatmıştır onu arayıp soracağım'' Ben de sen dur ben arayım dedim ve arayıp ondan öğrendim. Sonra küçük bir stalk ile oğlanın dıdısının dıdısına kadar öğrendim. 3 Ekim'de çıkmaya başlamışlar, kardeşimle yaşıtmış ve sadece 2 gün büyükmüş falan bunları öğrendim. Birkaç gün sonra da bilmiyormuşum gibi kardeşime itiraf ettirdim :D ''Biri mi var söyle'' dedim, ''Evet'' dedi. Kim diye sordum söylemedi, ben de bari baş harfini söyle dedim.  Söyleyince de hemen anlamasın diye bir iki isim attım 3.'de oğlanın adını söyleyince gülmeye başladı, sonra da bülbül gibi şakıdı salak kardeşçiğim :D

Şimdilik güzel güzel çıkıyorlar. Annemle ben de dalgamızı geçiyoruz. ''Sen evlenince annemle ben misafirliğe geliriz sen de kümesten tavuk yakalayıp bize kesersin'' falan diye alay ediyoruz :D Yanlış anlamayın, köyü küçümsemiyoruz. Köylü milletin efendisidir, hatta kardeşime ''sen benim efendimsin'' diye de söylüyorum :D Biz dalga geçiyoruz çünkü benim kardeşim köyü sevmezdi. Annemle babamın arkadaşlarının köyüne giderdik kardeşim orada yemek falan yemezdi ''köy yemeği kokuyor'' derdi, ne biliyim köyü sevmezdi işte böyle. Ama şimdi köye laf söyletmiyor hanım efendi!!! 

Benim sevgilime gelecek olursak; Rossman'dan 50 liraya aldım. Tek gözü yok ama bu ona karizma katıyor. Kendisi çok uzaktan geliyor. Asgardlı. Odin'in oğlu Thor. Yani namı diğer Thor Odinson.


Offf sanırım annemin dediği gibi hiç büyüyemeyeceğim. Millet Rossman'dan makyaj malzemesi neyim alır ben kalkıp 50 lira verip Avengers figürü alıyorum. 3 yaş küçük kardeşimin sevgilisi olduğunu öğrenince anneme ''o zaman bu da benim sevgilim'' dedim sonra da espri olarak kaldı ve devam etti. Annemle görüntülü konuşurken kameranın açısına sokup ''anne damadın selam söylüyor'' falan yapıyorum. Ama şimdi Allah var Thor’dan iyi kısmet olur mu? Adam koskoca şimşek tanrısı daha ne olsun :D offf yine saçmalıyorum. Gördüğünüz gibi bu konularda bayağı diplerdeyim.

Ha bi de ayrıca bunu almadan birkaç hafta önce de Toys Shop'tan ucuz diye ok almıştım. Evet bildiğiniz ok. Ok ve yay. 12 lira. Bi ara deli gibi Arrow izliyodum ok sevdam ordan geliyor sanırım. 12 liraya 6'lı ok ve yay bulunca kaçırmadan aldım. Arada canım sıkılınca kapıya dolaba falan atıyorum. 

Aldıklarım saçma gelebilir ama cidden çok ucuz :D Bu kadar iyi Thor figürünü hiçbir yerde 50 liraya bulamazsınız. Veya böyle kaliteli ok ve yayı hiçbir yerde bulamazsınız. O yüzden görmüşken aldım. Fena mı yaptım!!


Evett sanırım anlatacaklarım bu kadar. Bi de bir hafta önce falan gece yarısı şey olmuştu onu da söyleyim: O gün Bursalı oda arkadaşımla sabah 4'e kadar PUBG oynamıştık -evetttt onu da pubg'ye alıştırdım!- 4'e kadar oynadık sonra da yattık. Böyle dalmaya çalışırken birden yatağım böyle bi gelip gitti. Önce oda arkadaşım bir şey düşürdü o salladı sandım ama baktım kimse yok. Ben böyle ne olduğunu anlamaya çalışırken oda arkadaşım seslendi :
''Kamer sen de hissettin mi?''

Deprem olduğunu o an anladım. Sonra diğer arkadaşlarım da tek tek uyandı. Böyle 2 sn sürdü ya da sürmedi ama çok iyi salladı. Böyle bi yarım saat falan uyanık kaldık. Korkacak bir şey olmadığını anlayınca da yatmaya devam ettik. 

Böyle işte... ha bi de kendimi saçma sapan bir mitingde bulduğum bir an oldu ama onu anlatmayacağım. Siyasi şeyler anlatmayı istemiyorum. Sadece şunu yazıyım, teyzemlere gittiğimde bir anda kendimi eniştem ve kuzenimle mitinge dönüşen bir açılışta buldum. Hepimizin siyasi düşüncesine ters bir partinin açılış töreniydi. Biz sadece boş günümüzü geçirelim diye ve merak amaçlı gitmiştik. Böyle bir deneyim yaşayacağımı bilmiyordum!! :D

Fener/Balat turumu da başka bir yazıda yazacağım :)
Herkese iyi geceler ^-^

0 yorum:

Yorum Gönder